Toplumsal suç başka birşeydir diyorum ben hala, ve bireysel suç başka. Toplum çok büyüktür ve her büyük şey gibi çok kolay bir hedeftir. Ben şunu iddia ediyorum: herkes kendi bireysel kontrolünü ele alabilmiş olsaydı bugün bunları tartışıyor olamazdık. Suç "ortada" olan birşeydir bana göre, canı isteyen gider adam vurup hapse gider, istemeyen namusuyla adam gibi yaşar.
Öncelikle SUÇ CANLILARLA HEP İÇ İÇEDİR
iş bireyin kendinde biter. Gerçi "Çıkıpta ben bireyim özgürüm istediğimi yaparım diyerek caddenin ortasında soyunamazsınız." konusu daha değişik tabii bunda şu düzey aranır :
- bu kişi toplumun tam olarak neresinde durur?
Bu arada siz bir kavram kargaşasına düşmüş durumdasınız:
Sizin ALT SINIF dediğiniz şey başka birşeydir. ALT KÜLTÜR deseniz aklım yatar ve bu kategoriye dahil olan kimseler: toplumdan soyutlanmış,marjinal gruplardır.Örneğin eşcinseller,fahişeler,travestiler,sokak çocukları,uyuşturucu bağımlıları gibi...
diye birşey anlatmışım değil mi?
Zoe siz de bir adil düzen tutturmuşsunuz her nasılsa...
Ama Düzenin ne olduğu değil, bireyin tolpuma ait olma noktasındaki duruşu ve hareket yönü tercihi daha etkilidir. Siz aslında birini suçlarken işaret parmağınızı bu kişiye yönelttiğinizde avucunuzun içindeki 3 kapalı parmağınızı kendi üstünüze çevirmiş olursunuz.
Toplum daha önceki bazı konularda da değindiğim gibi gündelik kaygılarla hareket eden bir dinamik kalabalıktır. ona o anda verdiğin şey sadece o dönemi kapsayan bir reaksiyon yaratabilir. Ama birey olarak bakıldığında, iz bırakıcı travmalar ve başımızıdan geçen kötü olaylar daha içsel olarak hafızamıza kazınmaktadır. Toplum hakkında ne dersek diyelim
(bakın akrabalar aile falan demiyorum, çünkü işin içine bunları katarsak suç potansiyeli de yanlış dağılmış olur. Neden derseniz: Sizce yurdumuzda kaç aile evde oğlunu kardeş katili olacak şekilde eğitiyor? bunu yapmış olması birini toplum kurbanı yapmaz diyorum ben hala...)
bazı sıradışı olayları toplumun geneline mal etmek mantıksızdır. Ve aslında bireyler olarak herbirimizin istek ve ihtiyaçları farklı farklı şekillerde ortaya çıkıyor, en basit örnek: yarindan sonra ahalisinden kaçı bu tarışmaya ortak olmayı düşünmüş şu zamana kadar? sen,ben, gölge ve müdür bey kardeşimiz (warlord diyorum aslında) değil mi? Toplum ortak hareket edebilen büyük bir yapıdır. Müdür'ün Hitler, Musollini, Karl Marks , Lenin, Stalin, Faşistler, Komünistler, Kapitalistler örneğindeki durumu da rahatça analiz edebilmek için bu kişilerin ortaya çıkış sebeplerine dikkatli bakmak gerekir. Anlaşmazlıklar söz konusu olduğu zaman çoğunlukla kişisel çatışmalara şahit oluruz. Ama toplum liderleri genel kanı itibarı ile bir çoğunluğun sesi olma pozisyonundadırlar. Ben buna başka bir örnek vereyim: ATATÜRK
Şimdi "ATATÜRK gibi bir lideri nasıl olurda bunlarla aynı yerde sınıflandırıyorsun" demeyin, çünkü O'da diğer toplum önderleri de aslında aynı fikir etrafında kümelenmiş büyük halk öbeklerinin önünde yer almış kimselerdir. Yaşadıkları dönemlerde onlar gibi liderlere gerek duyulmamış olsa idi, biz bugün bunların hiçbirini tanımıyor olabilirdik kimbilir? Bu gibi liderleri toplum kendi içinden çıkarabilir. Bu kişilerin topluma bir yön verebilmeleri için kendi bireysel başarıların yanı sıra ait oldukları toplumlarında özverisi şarttır. Konuya uzaklaşmadan bitirmek istiyorum: bireyler toplumdan aldıkları sorumlulukları farklı metodlarla hayatlarına koyarlar ya da farklı fikirlerle reddedebilirler. Sizin bireysel özgürlük noktasında böyle bir rahatlığınız var. Ama toplumda değişmeyen bazı ahlaki yapılar herzaman varolacaktır. Dünyamızın şimdiye kadarki gelmiş geçmiş tarihinde toplumların değişen değerlerini biz de şöyle uzaktan bakarak bile farkedebiliriz. Ama bireyleri tek tek ele almak başka birşeydir, işin içine patalojik travmalar, kişisel çıkmazlar, yalnızlıklar , yenilgiler ve daha pek çok stres faktörleri girer, onun için lütfen bununla diğerlerini birbirine karıştırmayalım.
Ha şöyle söyleyin , o zaman bende katılayım:
Toplumda hasarlı bireylerin iyileşemiyor olmasının sebebi o toplumun bu kişileri hazmedip, rehabilite edebilecek kadar örgütlü bir dayanışma içinde olmamasından kaynaklanır.
Saygılar, Sevgiler......