Kayıt   Şifremi Unuttum   Aktivasyon
       
  • Ana Sayfa
  • Yardım
  • Ara
  • Takvim
  • Yeni gönderilen iletileri göster.
  • Giriş Yap
  • Kayıt
ARAMA
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 21   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Derwish Hikayeleri  (Okunma Sayısı 23348 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
30 Nisan 2007, 22:51:05
Derwish

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5

Yas : 35

Nerden :

Konu  : 159

Mesaj : 3556

Rep Puanı : 468
divaneliğe dönen pergel
Çevrimdışı
« Yanıtla #14 : 30 Nisan 2007, 22:51:05 »


     İki melek yeryüzünü dolaşmaya çıkmışlar.. Tabii insan kılığında... Akşam olmuş... Kentin en zengin semtinde lüks bir villanın kapısını Tanrı misafiri olarak çalmışlar... Ev sahipleri somurtarak buyur etmişler onları... Yemek falan teklif etmemişler... Sıcacık misafir odaları yerine, buz gibi ve nemli bodruma iki şilte atıp “Geceyi burada geçirebilirsiniz” demişler... Şilteleri betona sererken, yaşlı melek duvarda bir çatlak görmüş. Elini uzatmış. Şöyle bir sürmüş yarığa... Duvar eskisinden sağlam olmuş. Genç melek

    - “Niye yaptın bunu?” diye sormuş merakla...
   
    - “Her şey her zaman göründüğü gibi değildir” demiş yaşlı melek yavaşça...   

    Ertesi akşam melekler bir köy evinde çok fakir, ama çok iyiliksever bir aileye misafir olmuşlar. Her şeyleri bir tanecik inekleri imiş. Onun sütünü satıp geçiniyorlarmış. Ev sahipleri mütevazi sofralarına almış onları... Allah ne verdiyse beraber yemişler. Yatma zamanı gelince kadın “Siz uzun yoldan geliyorsunuz, yorgun olmalısınız” demiş... “Bizim yatakta siz yatın, bir rahat uyuyun. Biz şu divanda idare ederiz.” Güneş doğarken uyanan melekler, zavallı adamla karısını iki gözleri iki çeşme ağlar bulmuşlar. Hayattaki tek servetleri inekleri bahçede ölü yatıyormuş. Genç melek öfkeden deliye dönmüş...

     - “Bunu nasıl yaparsın... Bu kadar iyi insanların yegane servetinin ölmesine nasıl izin verirsin.. Önceki gece gittiğimiz villada her şey vardı, ama kötü ev sahipleri bize hiçbir şey vermediler. Sen onların bodrumlarını tamir ettin. Bu fakir insanlar bizimle her şeylerini paylaştılar. İneklerinin ölmesine göz yumdun?..”

     - “Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat” demiş, yaşlı melek gene...

     - “Nasıl yani?” diye daha da öfkeyle yinelemiş sorusunu genç melek..

     - “Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat” demiş yaşlı melek bir daha.. Ve anlatmış... “İlk gittiğimiz zengin evinin o duvar çatlağının içinde yıllar önceden saklanmış bir hazine vardı. Ev sahipleri, zenginlikleri ile çok mağrur, ama hiç paylaşmayı sevmeyen insanlar oldukları için bu defineyi bulmayı haketmemişlerdi. Çatlağı kapayıp, onları bu hazineden ebediyyen mahrum ettim. Dün gece fakir köylünün yatağında yatarken ölüm meleği, adamın karısını almaya geldi. Kadının hayatını bağışlamasına karşılık ona ineği verdim.

    - Her şey her zaman göründüğü gibi değildir. İşler bazen istendiği gibi gitmez göründüğünde, aslında olan budur. Eğer inançlı isen, her işte bir hayır olduğunu düşünürsün. O hayrın ne olduğunu da, bir süre sonra anlarsın...”
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap


12 Eylül 2010'da Sevr Antlaşmasının Son Hazırlıkları Tamamlanmak İsteniyor! Bizden Başka Hiç Kimse Bunu Durduramaz! REFERANDUMA HAYIR! SEVR'E HAYIR!!
30 Nisan 2007, 22:53:04
Derwish

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5

Yas : 35

Nerden :

Konu  : 159

Mesaj : 3556

Rep Puanı : 468
divaneliğe dönen pergel
Çevrimdışı
« Yanıtla #15 : 30 Nisan 2007, 22:53:04 »


Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü.
Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu.
Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu... sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. ;
Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen
seni sinemaya götüreceğim dedi sonra düşündü;

oh be kurtuldum en iyi coğrafya profesorunu bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez.
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve baba haritayı düzelttim artık sinemaya gidebiliriz dedi.
Adam önce inanamadı ve görmek istedi. gördüğünde de halen hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu.

Çocuk; bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı

İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ.
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap


12 Eylül 2010'da Sevr Antlaşmasının Son Hazırlıkları Tamamlanmak İsteniyor! Bizden Başka Hiç Kimse Bunu Durduramaz! REFERANDUMA HAYIR! SEVR'E HAYIR!!
30 Nisan 2007, 22:54:04
Derwish

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5

Yas : 35

Nerden :

Konu  : 159

Mesaj : 3556

Rep Puanı : 468
divaneliğe dönen pergel
Çevrimdışı
« Yanıtla #16 : 30 Nisan 2007, 22:54:04 »


Sultan Murad Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:

- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?

- Akşam garip bir rüya gördüm.

- Hayırdır inşallah?..

- Hayır mı şer mi öğreneceğiz.

- Nasıl yani?

- Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.

Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki, padişah hâlâ gördügü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt’a çıkar, döner Vefa’ya, Zeyrek’ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar, sorarlar;

- Kimdir bu?

Ahali:

- Aman hocam hiç bulaşma, derler.Ayyaşın meyhusun biri işte!..

- Nerden biliyorsunuz?

- Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz... Bir başkası lafa girer;

- Biliyor musunuz, der. Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar çarşısı’nda çalışır. Nalının hasını yapar... Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine.. Hele yaşlının biri çok öfkelidir.

- İsterseniz komşulara sorun, der. Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu?.. Hasılı, mahalleli döner ardını gider. Bizim tedbili kıyafet mollalar kalırlar mı ortada!..

Tam vezir de toparlanıyordur ki, padişah keser yolunu :

- Nereye?

- Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.

- Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem... Ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle tebamızdır. Defini tamamlamak gerek.

- İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.

- Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.

- Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?

- Mollalığa devam... Naaşı kaldırmalıyız en azından.

- Aman efendim, nasıl kaldırırız?

- Basbayağı kaldırırız işte.

- Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yıkanması, paklanması var. Tekfini, telkini...

- Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmalıyız.

- Şurada bir mahalle mescidi var ama...

- Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?

- Ne bileyim, Ayasofya’dan, Süleymaniye’den, en azından Fatih Camii’nden...

- Ayasofya ile Süleymaniye’de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii’ni iyi dedin. Hadi yüklenelim... Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşturur, kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa... Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki, naaş; ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur, aydınlanır alnında. Yüzü sâkilere benzemez. Hem manâlı bir tebessüm okunur dudaklarında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin de keza... Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine bir hayli vardır daha... Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.

- Sultanım, der. Yanlış yapıyoruz galiba...

- Nasıl yani?..

- Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?..

- Doğru, öyle ya, neyse... Sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim. Vezir, cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir.

- Hakkını helal et evladım, der. Belli ki çok yorulmuşsun. Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar... Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından...

- Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir... Bizim efendi bir âlemdi, vesselam... Aktamlara kadar nalın yapar... Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin; elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya!..

- Niye?

- Ümmeti Muhammed içmesin diye...

- Hayret...

- Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi. Öyleyse şimdi dinlemeniz gerek... O çeker gider, ben menkîbeler anlatırdım onlara... Mızraklı ilmihal. Hücceti islam okurdum...

- Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki...

- Milletin ne sandığı umrunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi. Tekbir alırken Kabe’yi görmeli...

- Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?

- işte bu yüzden Nişancı’ya, Sofular’a uzanırdı ya... Hatta bir gün; Bakasın efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada...

- Doğru, öyle ya?...

- Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. iş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?

- Peki o ne dedi?

- Önce uzun uzun güldü, sonra;

- Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap


12 Eylül 2010'da Sevr Antlaşmasının Son Hazırlıkları Tamamlanmak İsteniyor! Bizden Başka Hiç Kimse Bunu Durduramaz! REFERANDUMA HAYIR! SEVR'E HAYIR!!
30 Nisan 2007, 22:55:00
Derwish

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5

Yas : 35

Nerden :

Konu  : 159

Mesaj : 3556

Rep Puanı : 468
divaneliğe dönen pergel
Çevrimdışı
« Yanıtla #17 : 30 Nisan 2007, 22:55:00 »

Bir Afrika sözü der ki…
Afrika'nın uçsuz bucaksız topraklarında
ilkbahar yağışlarıyla oluşup yaz sıcağında yok olan
GEÇİCİ GÖLLER vardır.

İşte bu göllerin oluşumuna tanık olan yerlilerin bir sözü :

- Sular yükselince balıklar karıncaları yer,
sular çekilince de karıncalar balıkları

Yani üstünlük bugün karıncadaysa yarın balığa geçebiliyor,
ya da tam tersi.

Karınca ya da balık olmanın sağladığı üstünlüğe sevinmek
kendimizi kandırmaktan öte bir anlam taşımıyor,
çünkü kimin kimi yiyeceğini gerçekte
suyun hareketi belirliyor.
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap


12 Eylül 2010'da Sevr Antlaşmasının Son Hazırlıkları Tamamlanmak İsteniyor! Bizden Başka Hiç Kimse Bunu Durduramaz! REFERANDUMA HAYIR! SEVR'E HAYIR!!
30 Nisan 2007, 22:56:32
Derwish

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5

Yas : 35

Nerden :

Konu  : 159

Mesaj : 3556

Rep Puanı : 468
divaneliğe dönen pergel
Çevrimdışı
« Yanıtla #18 : 30 Nisan 2007, 22:56:32 »


    Gülmek SAFTIR denme riskini göze almaktır,

    ağlamak ise DUYGUSAL görülme riskini...

    birine yakınlaşmak, KENDİNİ KAPTIRMA riskini göze almaktır.

    sevdiğini söylemek, SEVİLENİ YİTİRME riskini...

    duygularını açmak, KENDİNİ ORTAYA KOYMA riskini göze almaktır.

    düşüncelerini söylemek ise, DOKUZ KÖYDEN KOVULMA riskini...

    umutlanmak, HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA riskini göze almaktır.

    sevmek, KARŞILIK GÖRMEME

    yaşamak ise ÖLME riskini...

    AMA RİSKLER ALINMALIDIR. ÇÜNKÜ HAYATIMIZIN EN BÜYÜK RİSKİ HİÇ RİSK ALMAMAKTIR.
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap


12 Eylül 2010'da Sevr Antlaşmasının Son Hazırlıkları Tamamlanmak İsteniyor! Bizden Başka Hiç Kimse Bunu Durduramaz! REFERANDUMA HAYIR! SEVR'E HAYIR!!
30 Nisan 2007, 22:58:10
Derwish

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5

Yas : 35

Nerden :

Konu  : 159

Mesaj : 3556

Rep Puanı : 468
divaneliğe dönen pergel
Çevrimdışı
« Yanıtla #19 : 30 Nisan 2007, 22:58:10 »


Antik zamanlarda yaşamış yaşlı bir adamla, genç bir çocuğun hikayesidir bu :

 

Yaşlı adamın adı SARTEBUS, genç çoçuğunki ise KIM’di... Kim, yalnız yaşayan, yiyecek ve başını örtecek bir çatıdan çok, bir neden arayan, köyden köye dolaşan bir yetimdi. “Neden” diye merak ederdi ;

“Neden herşey bukadar zor ? Biz kendimiz mi zorlaştırıyoruz, yoksa mücadele etmemiz gerektiği için mi?”

Bunlar, Kim kadar genç bir çocuk için bilgece düşüncelerdi..

Bir gün, aynı yolda seyahat eden yaşlı bir adamla tanıştı.

Yaşlı adam, oldukça ağır görünen, üzeri örtülü, büyük bir sepet taşıyordu. Yol kenarında mola verdiklerinde, yaşlı adam yorgun bir halde sepetini yere koydu.

Kim’e, sanki “yaşlı adam varını-yoğunu bu sepette taşıyormuş ”gibi geldi. “Sepetin içinde onu bu kadar ağır yapan ne var?” diye sordu Kim, Sarbetus’a..

- “Onu senin için taşımak beni mutlu edecektir.Ne de olsa sana göre çok genç ve güçlüyüm!”.

- O senin, benim yerime taşıyabileceğin birşey değil” diye yanıtladı yaşlı adam.

- “Kendim taşımam gereken birşey”. Ve ekledi... “Bir gün, kendi yolunda yürüyeceksin ve benimki kadar ağır bir sepet taşıyacaksın”

Günlerce ve kilometrelerce birlikte yürüdüler ve

Kim, Sarbetus’a “insanların neden böyle kendi kendilerine eziyet ettikleri” hakkında sorular sordu. Ama ne yanıtlarını öğrenebildi, ne de yaşlı adamın taşıdığı sepetin içindeki ağır yükün ne olduğunu...

Sonunda Sartebus, artık daha fazla yürüyemeyeceği ve son kez dinlenmek için uzandığı zaman, sepetin içindeki sırrı söyledi ve neden insanların kendi kendilerine eziyet ettiklerinin yanıtını da verdi :

- “Bu sepette” dedi Sartebus, “kendim hakkında inandığım ama gerçek olmayan şeyler var. Onlar, yolculuğum boyunca ağırlık yapan taşlardı.” “Şüphenin her çakıltaşının, tereddütün her kum tanesinin ve yanılgının yol boyunca topladığım her kilometre taşının ağırlığını sırtımda taşıdım. Bunlar olmadan çok ilerilere gidebilirdim. Hayalimde canlandırdığım insan olabilirdim. Ama bunlarla, yolun sonunda,gördüğün gibi başbaşayım..” Ve sepeti kendisine bağlayan ipleri bile çözemeden, yaşlı adam gözlerini kapadı, son uykusuna daldı...

Kim, sepeti Sarbetus’un sırtından çözdü ve içini merakla açtı...Sepetin içi boştu!.. Ve o anda sorularının yanıtını anlar gibi oldu :Çoğumuz, sırtımızdaki bir sepette korkularımızı ve kendi oluşturduğumuz sınırlarımızı taşıyarak yaşadığımız için, hayallerimizle birlikte gömülüyoruz.!
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap


12 Eylül 2010'da Sevr Antlaşmasının Son Hazırlıkları Tamamlanmak İsteniyor! Bizden Başka Hiç Kimse Bunu Durduramaz! REFERANDUMA HAYIR! SEVR'E HAYIR!!
30 Nisan 2007, 22:59:31
Derwish

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5

Yas : 35

Nerden :

Konu  : 159

Mesaj : 3556

Rep Puanı : 468
divaneliğe dönen pergel
Çevrimdışı
« Yanıtla #20 : 30 Nisan 2007, 22:59:31 »


Ne kadar haklı olursa olsun, eleştirileri anlayışla karşılamak çok az insana nasip olan bir olgunluktur. Bu; ilim, irfan, mevki sahipleri; sanat ve edebiyat adamları için de geçerli bir tespittir. Yahya Kemal de büyük şairliğine, yurt dışında yayılmış ününe rağmen bu olgunluğu gösteremeyen bir sanat ve edebiyat adamıdır. Bırakın iler tutar bir eleştiriyi, yarı şaka yarı ciddi küçük dokunmalara bile alınganlık gösterirmiş.

Bir gün kendisine yöneltilen basit bir eleştiriyi hazmedemeyip öfke ile ileri geri konuştuğu bir sırada bir dostu teselli etmek için şöyle demiş:

- Üstadım, ne var bu küçük eleştiride kızıp köpürecek? Üzerinde durulmaya değmeyecek kadar önemsiz şeyler bunlar.

Yahya kemal dostunu terslemiş:

- İnsanı esas rahatsız eden bu küçük şeylerdir, koca bir dağın tepesine oturabilirsin de, bir iğnenin tepesine oturamazsın!...
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap


12 Eylül 2010'da Sevr Antlaşmasının Son Hazırlıkları Tamamlanmak İsteniyor! Bizden Başka Hiç Kimse Bunu Durduramaz! REFERANDUMA HAYIR! SEVR'E HAYIR!!
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 21   Yukarı git
Yazdır
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  

 Ara

 Forum İstatistikleri
Yeni mesaj varToplam Mesaj Sayısı: 31145
Yeni mesaj varToplam Konu Sayısı: 6288
Yeni mesaj varToplam Üye Sayısı: 13624
Yeni mesaj varSon üye: slim_boy
 Reklamlar
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
 Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
 Desteklediklerimiz
BEKAR MEMURLAR
TARİHİ GERÇEKLER
RADYO AŞK TRENİ
SAMSUN HABER
SamsunLife.Net
OKULDAYIZ BİZ
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
REKLAM VER
yarindansonra.net Komedi Arama motorlarina kayit, sunucu barindirma, co location, co-location, kiralik sunucu, sunucu kiralama
|Site Map | Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | GoogleTagget | Etiket | Url List |
Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
WarLoRD: YarindanSonra NeT ve YarindanSonra Com İş Birliği İle Hazırlanmıştır.
Bu Sayfa 1.492 Saniyede 31 Sorgu ile Oluşturuldu