Kayıt   Şifremi Unuttum   Aktivasyon
       
  • Ana Sayfa
  • Yardım
  • Ara
  • Takvim
  • Yeni gönderilen iletileri göster.
  • Giriş Yap
  • Kayıt
ARAMA
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Türk Mitolojisi  (Okunma Sayısı 1815 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
17 Eylül 2008, 22:50:48
GOLGE

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 93

Yas : 24

Cinsiyet : Bay

Nerden : Antalya

Konu  : 112

Mesaj : 3852

Rep Puanı : 1158
Çevrimdışı
« : 17 Eylül 2008, 22:50:48 »

Türk mitolojisi, tarihi Türk halklarının inanmış oldukları mitolojik bütüne verilen isimdir. Eski efsaneler, Türk halklarının eski ortak inancı Tengricilikten öğeler taşır. Bunların bazıları sonradan islami öğeler ile değiştirilmiştir.

Türk mitolojisi, birçok araştırmacıya göre aynı Tengricilikte de olduğu gibi tektanrıcı bir temelden, zamanla çoktanrıcı bir biçime doğru gelişmiştir. Ayrıca tarihi Türk halklarının temasa geldikleri Zerdüştlük, Mani dini ve Budizm'de Türklerin mitolojisinde izler bırakmıştır. Bu yüzden genel bir tanım olan Türk mitolojisine, halkların çeşitliliği ve inançtaki farklı unsurlar göz önünde tutulursa Türk Mitolojileri demek daha doğru olabilir.

En eski kalıntılar

Türk halklarının yazı kullanmaları ancak 6. yüzyıldan sonra başladığı için, Türk mitolojisinin en eski kalıntıları ancak diğer halkların yazılı belgeleriyle kanıtlanabilir. En önemli kanıtlar eski Çin yazılarında bulunur. Örnegin M.Ö. 330 yılından kalan bir yazıda Türk mitolojisinin en önemli efsanelerinden olan Asena efsanesi ile karşılaşılır.

Tanınmış destanlar

Asena

Bilinen en eski Türk efsanesi. Tüm Türk halklarında çeşitli şekilde yaygındır. Efsaneye göre Türkler düşmanları tarafından tamamen yok edilirler. Sadece kolları ve bacakları kesilmiş ufak bir erkek çocuk hayatta kalır. Tengri'nin gönderdiği kutsal bir dişi Kurt çocuğu besler büyütür ve korur. Kurt çocuktan gebe kalır ve on yavru doğurur. Bu on çocuk gelecek Türk toplulukların hükümdarlarıdır. Birisi annesinin ismini alır; A-Se-Na.

Ergenekon destanı

Türkler büyük bir yenilgiye uğradıktan sonra çadırlarını toplayıp göç ederler. Tengri'nin gönderdiği kutsal bir geyik (ya da kurt) Türklere kılavuzluk eder ve onları verimli toprakları olan, etrafı dağlarla çevrili büyük bir ovaya götürür. Birkaç kuşak sonra Türkler bu ovaya sığmaz olurlar. Bu kez bir kurt onlara etraflarını çeviren dağlardan birisinin madenden oluştuğunu gösterir ve demirciler bu dağı eritirler. Halk ovadan çıkar ve tekrar bozkırların egemenliğini ele geçirdiklerini tüm bozkır halklarına duyururlar.

Oğuz destanı

Manas destanı

Göç destanı

Kırk Kız

Dokuzoğuz Onuygur (ya da Ağacın çocukları)

Ay Dede ve Öksüz kız

Özet:

Annesiz bir kız varmış, su taşırmış sırıkla, Geceleri ağlarmış, soğuktan hıçkırıkla: "Ey güzel ay, ey kutsal, ne olursun beni al! "Buraya gel suya dal, eş yap beni göğe Sal!" Dermiş kız haykırırmış, hep aya yalvarırmış, Imdada çağırırmış, sesi göğe varırmış. Çok soğuk bir geceymiş kız yine suya gitmiş, Ay da gece gökteymiş, kız için yere inmiş. Ay hemen kızı almış, ta evine götürmüş, Ay her dolun oldukça bu kız ay da görünmüş.

Yaradılış efsaneleri

    * Yaratılış Destanı (Altay)

Kabile'nin türeyişini anlatan efsaneler

Türk mitolojisinin en mühim özelliklerinden birisi her kabilenin, ne kadar ufak'ta olsa şahsi bir türeyiş efsanesine sahib olmasıdır. Örneğin Oğuzname'de her sözü edilen kabilenin ilk önce türeyiş efsanesi anlatılır.

En önemli ve en tanınmış efsane Türklerin ortak türeyiş efsanesidir. Bu efsane neredeyse her Türk topluluğunda tanılır, ve en eski Türk hükümdarlarının Göktanrı'nın gönderdiği bir kurt ile çiftleşmesinden türediğini anlatır. Bazı verziyonlarda bir dişi kurt'un en son Türk olarak kalmış bir erkek çocuğu ile, diğer verziyonlarda ise Göktanrı'nın bir erkek kurt kılığında hükümdarın kızı ile çiftleştiği anlatılır.

Diğer iyi tanılan bir türeyiş efsanesi Kırgız halkının türeyiş efsanesidir. Bu efsaneye göre kutsal bir gölün suyundan gebe kalan kırk kız ilk kırgızları oluşturur.


Avrupa'da Türk Mitolojisinin izleri

Avrupaya göç etmiş olan antik Türk halklarından dolayı, Avrupada'da Türk mitolojisinin izlerini bulmak mümkündür. Özellikle Hunlar ve Ön bulgarlar destanlara konu olmuşlardır. Alman mitolojisinin en tanınmış destanı Hunlara ve ejderhalara karşı savaşan alman kahraman Sigismund'un destanı'dır. Bu destan da Atilla'nın adı "Etzel"'dir.

Ön bulgarların (Türk bulgarlar) balkan'a getirmiş olan Han Asparuh'un destanını Bulgaristan'da henüz birinci sınıfta her bulgar çocuğu ezbere bilir. Ayrıca yine Ön bulgarların getirmiş oldukları ilkbahar bayramı "Mart enizi" (Mart annesi)'nde ilkokul çocukları Han Asparuh destanının bazı bölümlerini canlandırırlar. Canlandırılan bölümde, Han Asparuh ilk bulgar devletini kurmuş ve bunu kutlamak için Göktanrı Tangra'ya (Tengri) adak vermek ister. Adak vermeden önce bir demet Dereotu'nu kutsal ateşte yakması gerekir ama hiçbiryerde Dereotu bulamaz. Bu yüzden çok üzülür. Çok uzaklarda Volga kıyılarında kalmış olan kızkardeşi Asparuh'un derdini hisseder ve bir şahin'in ayağına bir demet Dereotu bağlayıp gönderir..

Macarlarda da çok uzun bir Atilla destanı bulunur. Bu destanın en eski kalıntıları bir manastırda muhafaza edilmiş ve Osmanlıların saldırısında Osmanlılar tarafından tamamen yakılmışdır. Sonradan hafızada kalanlarla tekrar yeniden yazılmışdır.

Budist Türk mitolojisi

9'ncu yüzyılda Uygur Türklerinin Budizm dinini kabul etmiş ve bu dinin temeli üstünde ilk büyük yerleşik Türk kültürünü geliştirmişlerdir. Uygur rahiblerin bu dönemde binlerce Budist yazıları Sanskrit ve Çince'den Türkçeye çevirmiş oldukları bilinmektedir. Bunların arasında birçok yabancı efsaneler de Türkçeye çevrilmiş, ama eski Türk destanları ve tarihi de yazıya alınmışdır. Hotan kentinde o zamanlarda dünyanın en büyük kütüphanesi oluşturmuşlar, ama malesef Kırgızların bir saldırısında bu kütüphane tamamen yanmışdır. Günümüzde sadece yanmamış olan ufak tefek sayfa parçaları kalmışdır, ama bu sayfa parçalarının bazılarının üzerinde görünen sayfa sayıları (sayfa 500- sayfa 600) bu kitapların nekadar geniş kapsamlı ve ayrintılı olmuş olduklarını kanıtlamaktadırlar.

Bu az kalıntıların arasında birçok, manastırlara yeni rahibler kazandırmak için tasarlanmış efsaneler bulunmaktadır. Örneğin birisinde maddi hayatın kötü ve iğrenç olduğunu vurgulamak için korkunç bir hikaye anlatılmaktadır (Eski Türkçe):

    körüp ince sakıntı. Bo menin yutuzum bo tep içgerü kirip ülüg birle yattı... Yeme esrökin biligsizin üçün ölügüg kuçup uluvsuz bilig sürüp ol ölügke katıltı küçedükinte ötrü ölüg yarıltı... ol yarsinçıg et'özinteki kan irin arıgsız yablak taşıltı tökülti... yeme ol tözün är kamag özi tonı baştan adakka tegü kanka irinke örgenip uvutsuz biligin üçün esrükin ögsüz bolup könülina anıg ögrünçülük boltum tep sakıntı... ançagınçagan yarın yarudı kün tugdı... ol tözün er esröki adıntı usınta uduntı birök başın yokarı kötürüp körti supurgan icre yatukın koyınta ölüg yatur irin kan tökülür tüze yıdıyor kenti özün körtü kop kanka bulganmış arıgsızka ürgenmişin körüp ötrü belinledi anıg korkutı ulug ünün manradı terkin tul tonka taşıkıp tezdi nece yügürür erti anca kusar yarsıyur erti ol munca arıg ton kedsimişin antak terkin butarlayu üze bice yırtıp taşgaru kemişti ancak yügürtü bardı.. bir toş boşına tegti.. ötrü özin ol toş başına kemişti yuntı arıtıntı ol..

Bu bazı kısımları gösterilen hikayede karısını kaybeden bir çaresiz adam, üzüntüsünden çok feci sarhoş olana kadar içki içer ve bu sarhoşluğunda ölmüş karısının mezarına gider, mezarı açar ve karısının cesedi ile cinsel ilişkiye girişir. Ceset ile öyle şiddetli sevişirki çürümüş beden kollarının arasında çatlamaya başlar. Adam baştan aşağı çürük kana ve ceyrata bulanır. Nihayet gün ağırır ve adam başını yukarı kaldırır ve görürki karısının mezarı içinde cesedinin yanında yatıyor, cesetten kan dökülüyor. Kendini görür; üstü başı kan ve ceyrata bulanmış. Aniden yaptığı canavarlığı anlar, kendinden tiksinir, kiyafetlerini yırtmaya başlar, içini bir korku sarar ve paniğe kapılır. Adam mezardan çıkar ve koşmaya başlar. Biryandan bağırarak ağlar, biryandan kusar. Bu tip Budist hikayelerde hep olduğu gibi adam sonunda bir manastıra gider ve tüm maddi dünyadan uzak bir şekilde hayatını Budaya adar.

Geyik Avi

Bazı diğer hikayelerde Buda'nın başka bedenlerde tekrar doğmuş varlığı konu olarak ele alınır. Hikayelerin birisinde dengesiz bir hint hükümdar yüzlerce adamları ile birlikte ava çıkar ve binlerce ceylanı öldürür. Ceylanların başı, altın renginde bir ceylan Buda'nın reinkarnasyonudur. Altın ceylan hükümdarı uyarır ve can almayı bırakmasını buyurur, ama hükümdar onu dinlemez. Altın ceylan sonunda hepsini feci şekilde cezalandırır.

Sibirya Türklerinde Mitoloji

Sibirya'nin Türk halkları, Türk mitolojisini günümüze kadar en canlı, en renkli tutmuş ve muhafaza etmiş olanlarıdır. Günümüze kadar Tengriciliğin kutsal varlıklarına hala ibadet edip eski türklerin destan anlatma geleneğini ayakta tutmaya devam etmektedirler.

Örneğin, sayıları çok azalmış olan Dolganlarda çok eski bir mitoloji bulunmaktadır. Sibiryanın çok kuzeyinde bulunan Tundra ikliminde yaşıyan Dolganlar, göçebeliklerinde ara sıra buzları 10.000 yıldır çözülmemiş, yarısı topraktan dışarı dikilen Mamut cesetlerine rastlarlar. Dolganlar, yeraltı aleminin efendisi Erlik han, Mamutları yeraltı alemine aldığını ve onları kendine hizmet ettirdiklerine inanırlar. Inançlarına göre Mamutlar yeraltı aleminde tutsaktır. Eğer yeryüzüne çıkmaya çalışırlarsa ceza olarak derhal buz tutarlar. Radloff'a göre Dolganlar bu hiç canlı olarak görmedikleri dev hayvanların yarı yere gömük ve yarı dışarı çıkmış hali ve donmuş olmalarını bu şekilde anlatmışlardır.

Altaylılar, Yakutlar ve diğer sibirya Türklerinde de dünyalarında olan çoğu şeylerin sorumluları, iyi ve kötü ruhlar ve kutsal varlıklardır. Onlara dua edip kurbanlar vererek, bereketinkesinmemesi için onları hoş tutmaya çalışırlar.

Ayrıca bakınız: Sibirya Türklerinde kutsal varlıklar

Anadolu Türklerinin Mitolojisi

Türklerin 10'ncu yüzyıldan itibaren Anadoluya akın etmelerinde, orta asyadan birçok destanlar ve hikayelerde getirmişlerdir. 11'nci yüzyılda Akkoyunlu devletinde, orta asyadan yeni gelmiş Türk boylarının anlattıkları hikayeler tanılmayan bir yazar tarafından "Dede korkut masalları" olarak kaleme alınmışdır. Ama Türklerin anadoluya gelmelerinden öncede burada çok renkli mitler bulunmaktadır. Bu mitler Anadolu Türklerinin mitolojisinde de izlerini bırakmışdır.

Örneğin Pamukkale hakkında eski bir yunan efsanesi günümüze kadar hala anlatılmaktadır. Bu efsaneye göre çirkin bir kız dışlanmaktan usanmış, ve hayatına son vermek ister. Pamukkale'nin teraslarından kendini aşağıya atar ve içi kaynak suyu dolu bir terasın içine düşer. Ava çıkmış bir prens bu olayı görür ve hemen oraya koşar. Bir bakar ki kollarında kendine gelen kız adeta bir dünyalar güzeli. Meğer Pamukkalenin şifalı kaynak suyu kızı güzelleştirmiş. Sonra ikisi evlenir ve mutlu olurlar.

Dede Korkut hikayeleri

Dresden yazması kısa bir giriş ve 12 öyküden oluşur. Öyküler sırasıyla:

   1. Dirse Han Oğlu Boğaç Han
   2. Salur Kazan'ın Evi Yağmalanması
   3. Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek
   4. Kazan Bey Oğlu Uruz'un Tutsak Olması
   5. Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
   6. Kanlı Koca Oğlu Kanturalı
   7. Kazılık Koca Oğlu Yegenek
   8. Basat'ın Tepegöz'ü Öldürmesi
   9. Begin Oğlu Emren
  10. Uşun Koca Oğlu Segrek
  11. Salur Kazanın Tutsak Olup Oğlu Uruz'un Çıkarması
  12. İç Oğuz'a Taş Oğuz Asi Olup Beyrek Öldüğü

Vatikan yazmasında kısa bir giriş ve altı öykü vardır:

   1. Hikayet-i Han Oğlu Boğaç Han
   2. Hikayet-i Bamsı Beyrek
   3. Hikayet-i Salur Kazan'ın Evi Yağmalanduğudur
   4. Hikayet-i Kazan Begün Oğlu Uruz Han Tutsak Olduğudur
   5. Hikayet-i Kazılık Koca Oğlu Yegenek Bey
   6. Hikayet-i Taş Oğuz İç Oğuz'a Asi Olup Beyrek Vefatı

Osmanlılarda mitoloji

Osmanlıların en mühim efsanesi, imparatorluğun kurulmasından önce Osman beyin bir rüya görmesi ve bu rüyayı bir şeyh tarafından açıklatması, anlatılan efsanedir. Şeyh, Osman beyin gördüğü rüyanın onun bir cihan devleti kuracağına alamet olduğunu açıklar, ve bu rüya gerçek olur.

Çanakkale savaşı mitleri

Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasına yol açan Kurtuluş savaşında da çok sayıda halk kahramanları doğmuş ve bunların hikayeleri mit olarak yayılmışdır. Bu mitlerin çoğu, zor zamanlarda fedakarlığın ne boyutlara ulaşabileceğini anlatmaktadır; kendi aç kalıp çocuğunu doyuran anneler, vatan uğruna kendini kurban edenler ve ya bir askerin diğer arkadaşları vurulduktan sonra düşmanları durdurmak için yanlız başına 200 kiloluk bir mermiyi kaldırıp topun namlusuna yerleştirmesi.

Bilim

Izmir Ege Üniversitesinin, Türk dünyası araştırma entitüsünde Prof. Dr. Fikret Türkmen'in yönetimi altında toplanmış bir grup Türk destanlarını, efsanelerini ve diğer hikayeleri tüm Türk dillerinden ve Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine çevirmeye başlamışlardır. Hedef, Türk mitolojisini tüm Türk halklarının ortak mirası olarak gelecek için tertiplemek. Ilk önce iyi tanılan 21 Türk destanı bir kitap olarak basılacak, ve sonradan diğerleri de kitab olarak çıkarılacaktır. Prof. Türkmen, çevirmek için yaklaşık 500 yazının toplandığını bildirmiştir.


Wikipedia'dan alıntıdır.Değişmeden kapiyim dedim yazıyı sevimli daha fazlasını isteyenlere

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

18 Eylül 2008, 10:41:04
WoLFTuRK

ШσLFTυ®K™

GENEL MÜDÜR

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 345

Yas : 31

Cinsiyet : Bay

Nerden : Tokat

Konu  : 167

Mesaj : 4473

Rep Puanı : 1302
Çevrimdışı
« Yanıtla #1 : 18 Eylül 2008, 10:41:04 »

Macarlarda da çok uzun bir Atilla destanı bulunur. Bu destanın en eski kalıntıları bir manastırda muhafaza edilmiş ve Osmanlıların saldırısında Osmanlılar tarafından tamamen yakılmışdır. Sonradan hafızada kalanlarla tekrar yeniden yazılmışdır.

Osmanlı hangi saldırısında bi yeri yakıp yıkmış acaba bilgisi olan var mı? Bu konuda bilgi verilmesi lazım. Osmanlı yakmış demekle konu geçiştirilemez. Türklerin tarihini anlatıyorsunuz ama aynı yazıda yazanın seceresinden süpheye düşürecek  düşünceler var.  Biz mi yanlış biliyoruz yoksa bu bilgileri yazan mı yanlı.
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  

 Ara

 Forum İstatistikleri
Yeni mesaj varToplam Mesaj Sayısı: 31145
Yeni mesaj varToplam Konu Sayısı: 6288
Yeni mesaj varToplam Üye Sayısı: 13626
Yeni mesaj varSon üye: ago96
 Reklamlar
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
 Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
 Desteklediklerimiz
BEKAR MEMURLAR
TARİHİ GERÇEKLER
RADYO AŞK TRENİ
SAMSUN HABER
SamsunLife.Net
OKULDAYIZ BİZ
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
REKLAM VER
yarindansonra.net Komedi Arama motorlarina kayit, sunucu barindirma, co location, co-location, kiralik sunucu, sunucu kiralama
|Site Map | Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | GoogleTagget | Etiket | Url List |
Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
WarLoRD: YarindanSonra NeT ve YarindanSonra Com İş Birliği İle Hazırlanmıştır.
Bu Sayfa 0.131 Saniyede 26 Sorgu ile Oluşturuldu