|
|
 |
« Yanıtla #8 : 18 Haziran 2008, 22:40:05 » |
|
AŞK ELBİSESİ
Yaşlı kadın yeni evlendirdiği kızını çırılçıplak bir halde görünce şaşırarak ona sormuş: -"Kızım bu ne hal hiç bu halde kapı açılır mı?" diye. Kız da annesine: -"Üzerimde aşk elbisesi var anne! Nasıl oldu da fark edemedin?" demiş. Yaşlı kadın eve gidince hemen oda kızı gibi aşk elbisesini giymiş ve kocasını beklemeye başlamış. Aradan biraz zaman geçtikten sonra kapı çalmış ve gelen kocasıymış. Hemen kapıyı büyük bir heyecanla açmış. Tabii adam gördüğü manzara karşısında şaşkınlığını attıktan hemen sonra; -"Karıcığım bu ne hal?" diye sormuş. "Böyle çırılçıplak ne yapıyorsun?" Karısı: -"Çırılçıplak olur mu? Üzerimde ki aşk elbisesi." demiş. KOcasıda; -"Hmmmmm demek aşk elbisesi" demiş. "Ama bir daha ki sefere aşk elbiseni ütülemeden giyme olur mu!" demiş.
Yolunacak Kaz Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına başvezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyarı selamlamış: "Selamunaleykum ey pir'i fani..." "Aleykumselam ey serdar'i cihan..."
Padişah sormuş: "Altılarda ne yaptın?" "Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor..."
Padişah gene sormuş: "Geceleri kalkmadın mı?" "Kalktık... Lakin, ellere yaradı..."
Padişah gülmüş: "Bir kaz göndersem yolar mısın?" "Hem de ciyaklatmadan..."
Padişahla başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah başvezire dönmüş: "Ne konuştuğumuzu anladın mı?" "Hayır padişahım..."
Padişah sinirlenmiş: "Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım."
Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor. "Ne konuştunuz siz padişahla..."
Adam, başveziri şöyle bir süzmüş: "Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim."
Başvezir, yüz altın vermiş. "Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu." "Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi."
Vezir kafasını kaşımış. "Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?..."
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış. "Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim."
Vezir bir soru daha sormuş... "Geceleri kalkmadın mı ne demek?"
Adam bir yüz altın daha almış.
"Çocukların yok mu diye sordu… Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim..."
Vezir gene kafasını sallamış. "Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek..."
Adam gülmüş. "Onu da sen bul..."
Düşünce Tarzı
Sınıfta öğretmen sormuş: Dalda üç kuş var, birini vurdum kaç tane kalır? Çocuk cevaplamış: Hiç kalmaz örtmenim. "Olur mu oğlum" demiş öğretmen, "2 tane kalır." "Olmaz öğretmenim" demiş çocuk, "siz birini vurunca diğerleri aptal değil ya sesten ürküp kaçarlar..." Öğretmen şaşırmış ve " Aferin oğlum, cevabın yanlış ama düşünce tarzını beğendim." demiş. Sonra çocuk, "Öğretmenim, ben de size bir şey sormak istiyorum: Karşıdan üç tane bayan geliyor, üçü de dondurma yiyor, ama biri yalayarak, biri ısırarak, diğeri de emerek yiyor dondurmayı. Sizce bunlardan hangisi evlidir? " Öğretmen kızmış ama, cevap veremedi dedirtmemek için belli etmemiş, "Emerek yiyen evlidir" demiş. Çocuk, "Olur mu öğretmenim ne alakası var, parmağında yüzük olan evlidir ama düşünce tarzınızı beğendim." Demiş.
|