Kayıt   Şifremi Unuttum   Aktivasyon
       
  • Ana Sayfa
  • Yardım
  • Ara
  • Takvim
  • Yeni gönderilen iletileri göster.
  • Giriş Yap
  • Kayıt
ARAMA
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Mustafa Kemal Atatürk'ün Güneş Dil teorisi ve Mu Kıtası Teorisi  (Okunma Sayısı 2818 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
23 Ocak 2010, 23:44:05
Şirin BaBa

WarLoRD

Administrator

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 1

Yas : 88

Cinsiyet : Bay

Nerden : Samsun

Konu  : 2298

Mesaj : 6447

Rep Puanı : 3439
Bilgi Paylaştıkça Çoğalır
Site
Çevrimdışı
« : 23 Ocak 2010, 23:44:05 »

Mustafa Kemal Atatürk'ün Güneş Dil teorisi ve Mu Kıtası Teorisi

            Türk Tarih Tezi, Osmanlı tarih yazımının mirası olan İslam merkezli tarih yorumlarına ve Avrupa merkezli tarih yorumlarına karşı alternatif bir ulusçu yorum geliştirilmesi amacıyla 1930'larda ortaya atılmıştır. Türk Tarih Tezi'nin iki temel amacından söz edilebilir:

            1- Türk ulusunu odak alarak tarihi yeniden yazarak bir Türk ulusal kimliğinin yaratılmasına katkıda bulunmak, bu şekilde Cumhuriyet'in temel amacı olan ulus-devlet yaratma sürecine tarihsel bir referans oluşturmak.
           2- Türklerin dünya uygarlıklarının gelişiminde önemli bir yere sahip olduğu tezini kanıtlayarak Türkiye Cumhuriyeti'nin meşrutiyetinin tarihsel olgularca doğrulandığını göstermek.

            Türk Tarih Tezi, beyaz ırkın kökeninin Orta Asya olduğu hipotezinden yola çıkmaktadır. Buna göre çeşitli göç dalgaları halinda Orta Asya'dan dünyaya yayılan Türkler dünya medeniyetlerinin önemli bir kısmını kurmuştur. Türk Tarih Tezi’nin temel kabulleri şu şekildedir:

   - Türkler, brakisefal ve beyaz ırktandır. Beyaz ırkın anayurdu Orta Asya’dır.
    - Medeniyetin beşiği Türklerin anayurdu olan Orta Asya’dır.
    - Göçler sonucu Türkler birçok yere yayılmış ve uygarlaşmayı tetiklemiştir.
    - İtalya'da yaşamış Etrüskler Türk'tür.
    - Irak'ın güneyindeki Sümer uygarlığını Türkler kurmuştur.
    - Mısır medeniyetinin ilk kurucuları Orta Asyalı brakisefal Türklerdir.
    - Maya, Aztek ve İnka Amerika uygarlıklarını Türkler kurmuştur.




            Teoriye göre Türk Tarih Tezine göre Irak, Anadolu, Mısır ve Ege medeniyetlerinin ilk kurucuları Orta Asyalı brakisefal ırkın temsilcileridir: Hitit, Sümer, Etrüsk, Rum, Yunan, Kürt, Macar vs. halklar Türk sayılmaktadır. Başka bir deyişle, bu teze göre Avrupa’dan Çin’e kadar uzanan coğrafyadakilerin çoğu Türktür.



            Mustafa Kemal Atatürk 1930'lu yıllar boyunca yaptığı çeşitli konuşmalarda Türk Tarih Tezi'ni bizzat desteklemiştir. Örneğin "Bu memleket tarihte Türk’tü, o halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır." sözüyle Anadolu'da eskiden beri yaşamış bütün halkların Türk olduğunu belirtmektedir. "Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır." sözleriyle de Kürtler, Rumlar, Bulgarlar, Makedonlar vs. halkların Türk olduğunu öne sürmektedir. "Anadolu 7000 yıllık Türk beşiğidir" sözü de Anadolu'da Türklerin varlığının Malazgirt Savaşı'ndan çok öncelere dayandığı anlamını taşımaktadır; Anadolu'nun en eski halkları Atatürk'e göre Türk'tür. Bu gerçekliği Atatürk'ün kendi yazdığı şiirde de görebiliriz:

   "Gafil, hangi üç asır, hangi on asır
    Tuna ezelden Türk diyarıdır.
    Bilinen tarihler söylememiş bunu
    Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak
    Dinleyin sesini doğan tarihin
    Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak
    Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin
    Asya'nın ortasında Oğuz oğulları
    Avrupa'nın Alpleri'nde Oğuz torunları
    Doğudan çıkan biz
    Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz
    Türk sadece bir milletin adı değil
    Türk bütün adamların birliğidir
    Ey birbirine diş bileyen yığınlar
    Ey yığın yığın insan gafletleri
    Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde
    Hakikat nerede?"


            Bu şiirden anlaşıldığı kadarıyla Atatürk'e göre Alp Dağları'na kadar uzanan yerdekiler Türk'tür. Tuna nehrinin "ezelden beri Türk diyarı" olduğunu belirterek de Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Yugoslavya, Bulgaristan, Romanya, Moldova ve Ukrayna gibi Tuna havzası ülkelerinin üzerinde yaşamış olan halkların Türk olduğu tezini ortaya koymaktadır. Atatürk, Türk Tarih Tezi'nde dile getirilen göç hareketleri ve "Kayıp Kıta Mu" efsanesi arasında bir bağlantı kurulabileceğini düşünmüş ve bu konuda araştırma yapmak için bazı girişimlerde bulunmuştur. Bu efsaneye göre Büyük Okyanus'ta, Asya ve Amerika kıtaları arasında bulunan ve Avustralya'nın iki katı büyüklüğünde olan Mu Kıtası 70 bin yıl önce batmıştı. Atatürk, Türk halkının Mu kıtasından dünyaya yayılmış olabileceğini düşünerek bir araştırma başlattı; Meksika’ya elçi olarak atanan Tahsin Mayatepek'i, Türkçe ile Maya dili benzerliğin araştırılmasıyla görevlendirdi.
 

   Güneş Dil Teorisi

            12 Temmuz 1932'deki Tarih Kongresi'nin hemen ardından, Atatürk, 'Türk Dili Tetkik Cemiyeti'ni kurdurmuş, dilde de birlik sağlanması için adım atılmasını sağlamıştır. I.Türk Dil Kurultayı, 26 Eylül 1932 tarihinde Dolmabahçe Sarayı'nda toplanmıştır. Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulduğu zaman Atatürk’ün önünde yakın geçmişin iki dosyası duruyordu. Bir tanesi 1928 yılında yapmış olduğu Yazı Devrimi. Bir tanesi de Kubilay olayı. Dolayısıyla Atatürk yazı devriminin güçlenmesi ve köklenmesi için belirli bir kültür hareketinin olmasını istemekteydi. Dil bir iletişim aracıdır ve her dil, kendisini oluşturan topluluğun iletmek ihtiyacında olduğu anlamları iletmeye yeter. İletilecek yeni anlamlar belirirse, dil de, kendi bünyesi içinde, bu anlamları taşıyacak yeni biçimler bulabilmektedir. Bu kongrede, dildeki Arapça ve Farsça kelimelerin yanı sıra bölgeler arasındaki lehçe farklılıklarının da ortadan kaldırılması için İstanbul Türkçesi örnek alınarak çalışmalara başlanmıştır. Yapılan çalışmalar Belleten adlı dergide yayımlanmıştır.


   Hermann Kvergitsch’in teorisinin ana fikri Türk dilinin dünyada esas bir dil olduğu ve dünya dillerindeki birçok kelimenin de Türkçeden türediğiydi. Güneş Dil Teorisinin tarih içerisinde oynadığı rol, Atatürk Devrimleri'nin ideolojik hattını anlamak açısından önemlidir. Ümmetten millete geçme aşamasında olan ve Batı karşısında kendisini aşağılanmış hisseden Türk milletine özgüven aşılamak Teorinin amaçları arasında görülmüştür. Atatürk Devrimleri'nin yıktığı düzenle ve Avrupa merkezci tarih teorileriyle hesaplaşma çabası olarak değerlendirilmektedir. Bu teorinin kaynağı Atatürk tarafından not olarak hazırlanmış olan Etimoloji, Morfoloji ve Fonetik Bakımdan Türk Dili isimli kitabın 7. sayfasında da söylendiği üzere Dr. Phil. Hermann F. Kvergić'in La Psychologie de Quelques Éléments des Langues Turques (Türk Dillerindeki Bazı Unsurların Psikolojisi) isimli, Fransızca yazılan 41 sayfalık basılmamış eseridir. Bu tez, yazarı tarafından 1935 yılında Viyana’dan Atatürk’e gönderilmiştir. Teorideki esas fikir bizzat Atatürk tarafından geliştirilmiş ve sunulmuştur.

Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
« Son Düzenleme: 26 Ocak 2010, 21:21:08 Gönderen: DuMaN »
Kayıtlı

_________
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz"
26 Ocak 2010, 21:13:04
Şirin BaBa

WarLoRD

Administrator

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 1

Yas : 88

Cinsiyet : Bay

Nerden : Samsun

Konu  : 2298

Mesaj : 6447

Rep Puanı : 3439
Bilgi Paylaştıkça Çoğalır
Site
Çevrimdışı
« Yanıtla #1 : 26 Ocak 2010, 21:13:04 »

Türkler ve Kayıp Kıta Mu Efsanesi

"Efendiler,
Bu insanlık dünyasında en az yüz milyonu aşkın nüfustan oluşan büyük bir Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği oranında tarih alanında da bir derinliği vardır. Türk milletinin kökünün dayandığı Türk adındaki insan, insanlığın ikinci babası Nuh Aleyhisselam'ın oğlu Yâfes'in oğlu olan kişidir."

Atatürk 1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 130. toplantısının birinci oturumunda yaptığı konuşmada Türklerin kökeni hakkında böyle diyordu. Tesadüfi bir konuşma değildi ve onun Türklerin kökenine ilgisinin devamı da gelecekti...

Atatürk'ün cumhuriyetin ilk yıllarında bu alanda başlattığı araştırmalar, özellikle 1930'ların başında yoğunlaştı. 1930'da Tarih Heyeti'ni oluşturarak Türk Tarihinin Ana Hatları adlı kitabı hazırlattı. 1931'de ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti'nin kuruluşuna ön ayak oldu ve adı daha sonra Türk Tarih Kurumu olarak değiştirilen cemiyetin çalışma alanını Türk ve Türkiye tarihi olarak belirledi. Kurumun bir yıl sonra gerçekleştirilen ilk genel kurulunda Türk Tarih Tezi kabul edildi.

Tez iki ana eksen üzerine oturuyordu; "Türk uygarlığı tarihin en eski uygarlıklarından biridir ve bu uygarlığın kökeni Orta Asya'dır."

Bu çalışmaların bir ayağının eksik olduğunu düşünen Atatürk, Türk Dil Kurumu'nu da kurdurarak, ulusçuluğun ana öğelerinden olan dil konusunda da derin bir çalışma başlattı. Onun Türk Tarih Kurumu'nun ikinci Dil Kurultayı'nda yaptığı konuşmada yer alan "Güneş" yaklaşımı, sonradan tanışacağı Mu Efsanesinin Güneş kültü ve kendi tezi Güneş Dil Teorisi'yle doğrudan ilintiliydi.

Tarih çalışmaları, Türk tarihinin ana kaynaklarını araştırmak, arkeoloji yoluyla yeni bilgiler sağlamak, tarihte ve bugün ırk karakterlerini antropolojik yöntemlerle saptamak gibi noktalar üzerinde şekilleniyordu.

Tarih ve Dil kurumlarının varlık nedeni de bu temellere yaslanıyordu. Atatürk, Türk uzmanların yabancı meslektaşlarına ihtiyaç duymadan arkeolojik kazılardan çıkacak yazıları inceleyebilmesi ve bu yoldan elde edilecek bilgilerle eski uygarlıkların gerçeğine ulaşmak amacıyla eski dillerin öğrenilmesi için de Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'ni kurdurdu.


Orta Asya Uygarlıklarının Kökeni

Türk Tarih Tezi'nde Türklerin kökeninin Orta Asya olduğu resmen dile getiriliyordu. Ama Orta Asya uygarlıklarının kökü neredeydi? Mustafa Kemal bu sorunun yanıtı olabilecek anahtara 1932'de ulaştı. İlkel diller uzmanı ve tarihçi-diplomat Tahsin Mayatepek'in sunduğu ön raporda Güney Amerika uygarlıklarından Maya uygarlığının dil ve kültürleriyle Anadolu ve Orta Asya kültürleri arasındaki benzerliğe dikkat çekiliyordu.

Mayatepek, bu süreci inceleyip Atatürk’e raporlar halinde iletmesi için 1935’de Meksika’ya maslahatgüzar atandı. Çok geçmeden de arkeolog William Niven’in Meksika’da yaptığı kazılarda bulduğu yaklaşık 15 bin yıl öncesine ait tabletlerin deşifrelerinden ve ardından James Churcward’ın Hindistan’da bulduğu benzer tabletlerin çevrilerinden Atatürk’ü haberdar etti. O da söz konusu yazarların kitaplarının çevrilmesini emretti. Sağlığı yerinde değildi ama, 1937 yılının önemli bir bölümünü geniş bir kurulca gerçekleştirilen bu çeviriler, üzerlerinde notlar alarak incelemekle geçirdi.

Atatürk’ün özellikle altını çizip notlar aldığı bölümler insanlığın yaratılışı, 64 milyon nüfuslu bir kıtanın batışı, kıtadan göçler ve özellikle de Orta Asya, Uygurlar ve Türklerle ilgiliydi.

Mayatepek başlangıçta bu temelden yola çıkıp raporlarında Amerika ve Meksika yerlilerinin dillerindeki Türkçe sözcükleri incelemiş ve yerlilerin kültürel kaynakları ve güneş kültünün dinlerindeki etkilerine yoğunlaşmıştı.

Ancak 29 şubat 1936 tarihli 7. raporu çarpıcı bir biçimde başlıyor ve şaşırtıcı bilgilerle devam ediyordu.

"Uygur, Akad, Sümer Türkleri’nin Pasifik Denizi’nde ilk insanların zuhur ettiği Mu’daki büyük medeniyet, dil ve dinlerini cihana yaydıklarına dair yepyeni ve mühim malumatı ihtiva eden rapor: Kuzey Amerika alimlerinden Cononel James Churcward 4 Kıta eserinde dünyada ilk insanların ilk zuhur ve saadet diyarı olarak Tevrat’ta ‘Gan Edn ve Kuran’da “cennati Adn’namı altında zikri geçen ve Pasifik deniz’inde bulunan ‘Mu’ kıtasında ortaya çıktığı ve bu büyük kıtanın 11 bin 500 sene evvel müthiş depremler ve patlamalar neticesinde 24 saatte 64 milyon nüfusuyla denize battığı ve ilk yüksek medeniyetin, dilin ve vahdaniyete dayalı dinin ve fen ilimlerinin Mu kıtasından 70 bin sene önce Maya namıyla çıkarak Asya’da Uygur, Hindistan Naga-Maya, Fırat nehri deltasında Akad, Mezopotamya’da Sümer, Kızıldeniz’in batısındaki arazisindeki Mayu ve Etiyopi kıtasında Tamil namlarını almış olan Mu çocukları tarafından bütün cihana yayılmış olduğu vesaire hakkında, şimdiye kadar Doğu’da ve Batı’da yayımlanan kitapların hiçbirinde görmediğim çok derin ve 50 sene süren incelemeler mahsulü malumata tesadüf ettim."

Mayatepek Churcward’ın kitabından şunları naklediyordu: "Eski Türklerin ilk vatan ve kökenleri şimdiye kadar bildiğimiz üzere Orta Asya olmayıp, Pasifik Denizi’nde 200 bin sene mevcudiyetten sonra batmış olan Mu kıtası olduğu ve Orta Asya’ya, Mezopotamya’ya, Yukarı ve Aşağı Mısır kıtasına ve Etiyopi’ye Mu kıtasından binlerce sene evvel gelip Mu’daki yüksek kültür ve medeniyetlerini, dil ve dinlerini yaydıkları anlaşılıyor."

Raporda Mu’ya ait bazı sembolleri açıklayarak dünyanın dört bir yanına dağılan uygarlıkları da anlatıyordu:

"1.Kol: Bu kolu Mu’dan ‘Maya’ namıyla çıkarak Asya’nın doğu kıyılarına ayak bastıktan sonra ‘Uygur’ namı alan Mu çocukları teşkil etmektedir.

2.Kol: Bu kolu teşkil eden Mu çocukları gemilerle ve ‘Maya’ namıyla çıkarak Hindi Çini kıyılarına çıkmışlar ve oradan ‘Burma’ kıtası istikametinden Hindistan’a girerek oralarda, ‘Naga Maya’ namını alıp, bu namda büyük bir imparatorluk vücuda getirmişlerdir ve bu devlet 200 bin sene devam ettikten sonra yok olmuştur. Bu insanların bir kısmı Hindistan'ın batısından gemilerle Basra Körfezi’nin kuzeyinde Fırat Nehri deltasına girerek, bu yerlere ‘Akad’ ve daha kuzeye ilerleyerek bu havaliye de ‘Sümer’ adını vermişler ve kendileri de bu namı almışlardır."

Churcward’ın yapıtı kaynak gösterilerek nakledilen bilgiler arasında şu satırlar da yer alıyordu:”Uygur İmparatorluğu ortadan kalkmadan önce Türk İmparatorluğu’nun mevcut olmadığı ve bu imparatorluğun, Uygur İmparatorluğu’nun yukarıda izah olunan felaketler neticesinde son bulmasından sonra, 10-11 bin sene evvel ortaya çıktığı ve ırktaşlarımız olan Akadlar’la Sümerler’in Orta Asya’dan değil, doğrudan doğruya 70 bin sene evvel Mu kıtasından çıkıp Hindi Çini, Burma, Hindistan yolu ile evvela Fırat deltasına ve müteakiben Mezopotomya arazisine yerleştikleri anlaşılmaktadır.”





Yonaguni, Japonya Japon dalgıçların Pasifik'te, Yonaguni Jima açıklarında, deniz dibinde keşfettikleri devasa piramitten görüntüler." (Masayuki Kimura'nın tezine dayanarak yapılan araştırma)
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
« Son Düzenleme: 26 Ocak 2010, 21:16:12 Gönderen: DuMaN »
Kayıtlı

_________
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz"
26 Ocak 2010, 21:26:17
Şirin BaBa

WarLoRD

Administrator

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 1

Yas : 88

Cinsiyet : Bay

Nerden : Samsun

Konu  : 2298

Mesaj : 6447

Rep Puanı : 3439
Bilgi Paylaştıkça Çoğalır
Site
Çevrimdışı
« Yanıtla #2 : 26 Ocak 2010, 21:26:17 »

• Mu kıtası kuzeyden güneye 3000 mil, doğudan batıya 5000 mil kadar uzanan,üç kara parçasından oluşan büyük bir kıtaydı.

• Günümüzde Polinezya, Mikronezya ve Melanezya takımadalarını oluşturan adalar, muhtemelen bu kıtadan arta kalan kara parçalarıdır.

• Bu kıta, kıtanın altında yer alan gaz odacıklarının patlamalara yol açması nedeniyle, yaklaşık 12.000 yıl önce 64 milyon nüfusuyla birlikte sulara gömülmüştür.

• Bu kıtada 70.000 yıl önce tek tanrılı bir din bulunuyordu. Aynı tarihlerde Mu’lular diğer kıtalarda koloniler oluşturmaya başlamışlardı ki, anavatan dışındaki en büyük imparatorluk, başkenti günümüzde Gobi Çölü’nün uzandığı bölgede bulunan Uygur İmparatorluğu’ydu.

• Mu dininin öğretimini Naakaller adı verilen rahipler üstlenmişlerdi ve sembolizme dayalı bir öğretimleri vardı.

• Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için sürekli olarak tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.

• Atlantis’teki din Mu’nun tek tanrılı dininden başka bir şey değildir.

• “Ra” sözcüğü güneş anlamına gelirdi ki, daire ile ifade edilen güneş sembolü, bir ad ve sıfat vermek istemedikleri, “O” diye hitap ettikleri Tek Tanrı’yı simgelemede kullanılırdı; Mu imparatoru da “Mu’nun güneşi” anlamında Ra-Mu adıyla ifade edilirdi. Ra sözcüğü sonradan diğer kıtalara ve Atlantis yoluyla Mısır’a da taşınmıştır.

• Dört ırktan oluşan Mu’lularda yazı dilleri farklı olmakla birlikte, konuşma dilleri ortaktı..

• Mu’lular günümüz uygarlığına kıyasla manevi alanlarda çok daha ileriydiler.

• Telepati, durugörü, çift bedenlenme, astral seyahat gibi, uygarlığımızda ancak kimi medyumlarda ve mistiklerde görülebilen olağanüstü yetenekler Mu’lularda olağan yetenekler olarak mevcuttu. (Bu, Churchward’un değil, bazı izleyicilerinin görüşüdür).



4 Temel Güç

• Mu uygarlığının en önemli çöküş nedeni, teşevvüş adı verilen, bir aşamadan diğerine geçilirken yaşanan kargaşa dönemini atlatamamasıdır. (B.Ruhselman’a göre)
Genelde bu iddiaların herhangi birini destekleyecek arkeolojik veya antropolojik bulgu bulunmamaktadır. Mu dinine, kolonilerine (örneğin Uygur İmparatorluğu kolonisi fikri) ve Mu kıtasının nasıl battığına ilişkin iddialar Mu varsayımını savunanlar arasında da genel geçer kabul görmemiştir ve farklı düşünceler mevcuttur.


Churchward’un yararlandığı ve tezini desteklediğini ileri sürdüğü kaynaklar şöyledir:

• Dr. William Niven’in 1921-1923 yılları arasında keşfettiği, günümüzde Mexico Müzesi’nde bulunan 2600 tablet.

• Yucatan’da hazırlanmış eski bir Maya kitabı olan ‘Troano El Yazması’. British Museum’da bulunmaktadir.

• Bir başka Maya kitabı olan Cortesianus Kodeksi. Bugün Madrid Ulusal Müzesi’nde bulunmaktadır.

• Paul Schlieman tarafından Tibet’teki bir Budist tapınağında keşfedildiği ileri sürülen “Lhassa Belgesi”.

• Yucatan’da (Meksika) Churchward’un batan Mu kıtasının anısına inşa edilmiş olduğunu ileri sürdüğü Uxmal tapınağı’ndaki yazıtlar. Bu tapınaktaki yazıtlarda “geldiğimiz yer olan Batı ülkelerinin anısını korumak için inşa edilmiştir” ifadesi bulunmaktadır.

• Meksiko şehrinin 96 km. güneybatısında yer alan Xochicalo Piramiti yazıtları. Bu piramit, üzerindeki yazıtlara göre, “Batı ülkelerinin yıkımının anısına” inşa edilmiştir.

• Perezianus ve Dresden kodeksleri.
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
« Son Düzenleme: 26 Ocak 2010, 21:29:15 Gönderen: DuMaN »
Kayıtlı

_________
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz"
03 Mayıs 2010, 22:42:15
*HazeL*

Çırak

*


Avatar Yok


Üye No : 11128

Yas : 27

Cinsiyet : Bayan

Nerden : Ankara

Konu  : 0

Mesaj : 5

Rep Puanı : 0
Çevrimdışı
« Yanıtla #3 : 03 Mayıs 2010, 22:42:15 »

Paylaşımın için çok teşekkürler emeğine sağlık    [REP]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı
03 Mayıs 2010, 22:45:03
Şirin BaBa

WarLoRD

Administrator

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 1

Yas : 88

Cinsiyet : Bay

Nerden : Samsun

Konu  : 2298

Mesaj : 6447

Rep Puanı : 3439
Bilgi Paylaştıkça Çoğalır
Site
Çevrimdışı
« Yanıtla #4 : 03 Mayıs 2010, 22:45:03 »

Paylaşımın için çok teşekkürler emeğine sağlık    [REP]

Ben teşekkür ederim. Sizin de paylaşımlarınızı bekleriz  [ok]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

_________
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz"
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  

 Ara

 Forum İstatistikleri
Yeni mesaj varToplam Mesaj Sayısı: 31145
Yeni mesaj varToplam Konu Sayısı: 6288
Yeni mesaj varToplam Üye Sayısı: 13628
Yeni mesaj varSon üye: sertac31
 Reklamlar
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
 Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
 Desteklediklerimiz
BEKAR MEMURLAR
TARİHİ GERÇEKLER
RADYO AŞK TRENİ
SAMSUN HABER
SamsunLife.Net
OKULDAYIZ BİZ
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
REKLAM VER
yarindansonra.net Komedi Arama motorlarina kayit, sunucu barindirma, co location, co-location, kiralik sunucu, sunucu kiralama
|Site Map | Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | GoogleTagget | Etiket | Url List |
Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
WarLoRD: YarindanSonra NeT ve YarindanSonra Com İş Birliği İle Hazırlanmıştır.
Bu Sayfa 0.118 Saniyede 29 Sorgu ile Oluşturuldu