| 12 Ağustos 2010, 16:16:19 |
|
|
 |
« : 12 Ağustos 2010, 16:16:19 » |
|
Sevgili kardeşlerim, beni taniyan arkadaşlarım ve değerli forum misafirleri;
Örgütlü toplum ve sorumlu vatandaş bilincimizi, ülkemizde bulunan son derece kritik ve hayati yapı taşlarını kaybettiğimiz en son ve bir önceki genel seçimlerden itibaren, şuur altımıza devamlı olarak başka yönleriyle sokulmaya çalışılan referandum aldatmacasına neden inanmamamız gerektiğini size buradan kısaca anlatmaya çalışacağım, tahammül edip sonuna kadar okuyan herkese şimdiden teşekkür ederim.
Sözde "halka aşık" olan şimdiki dönem hükümetinin bizi neler ile tehdit ettiğini eğer hala bilmeyenler varsa (ki inşallah asıl onlar okurlar) bilsinler ki ben körü körüne muhalefet etmiyorum, kapımıza kadar dayanmış ve açıkça bizim, çocuklarımızın ve henüz doğmamış sabilerin hayatına kabus gibi sokulmaya çalışılan hançeri görüyorum, ve sizleride uyarıyorum.
İŞTE SADECE EVET DİYEREK KAYBEDECEĞİNİZ SOSYAL GÜVENLİK HAKLARINIZ:
şu anda mecliste bekleyen 5510 sayılı (Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigorta Kanunu (SSGSS) yasa tasarısı eğer yasalaşırsa:
1) Zaten kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı hem kadınlar, hem de erkekler için 65'e çıkarılacak. (Madde 28)
2) Emekliliğe hak kazanabilmek için yakın zamanda 5.000'den 7.000 güne çıkarılan prim ödeme zorunluluğu 9.000 gün prime çıkacak. (Madde 27)
3) Emekli maaşları % 23 ila % 33 arasında düşürülecek. (Madde 29)
4) Yıpranma hakkı gasp edilecek
5) Aylık geliri 139,6 YTL'den fazla olan bütün vatandaşlar her ay 73 ila 475 YTL Genel Sağlık Sigortası primi ödemek zorunda kalacak. (Madde 88)
6) Sadece ayakta tedavi olununca değil; hastalık, kaza, ameliyat gibi nedenlerle hastaneye yatmak gerekince de 'katılım payı' adı altında para ödenecek. (Madde 68)
7) 'Katılım payı' gerektiğinde beş katına kadar arttırılacak. (Madde 68)
8 ) Bütün sağlık hizmetleri paralı olacak.
9) Sağlık hizmeti alabilmek için bu ülkenin vatandaşı olmak, üstelik vergi ödemek, dahası Genel Sağlık Sigortası primi yatırmak, hatta bir de 'katılım payı' ödemek yetmeyecek. Şimdi bir de 'ilâve ücret' adı altında para ödemek gerekecek. (Geçici Madde 5)
10) Bütün dünyada anne sütünün önemi yeniden anlaşılır ve emzirme teşvik edilirken Türkiye'de 'sigortalının çocuğuna bir ay anne sütü yeter' mantığı geçerli olacak. Daha önce doğum yapan sigortalılara altı ay süreyle verilmesi öngörülen emzirme yardımı bir aya düşürülecek.
11) Hastalanan sigortalılara verilen iş görememezlik ödeneği % 16 azalacak. (Madde 18, 19, 80)
12) Emekli Bağ-Kur'lularının maaşından 10 yıl süreyle % 10 oranında Genel Sağlık Sigortası primi kesilecek. (Madde 88)
13) Primini ödeyemeyen vatandaşlar sağlık hizmeti alamayacak, hastane kapılarından geri dönecek. (Madde 88, 89 ,90)
14) Primini ödeyemeyen çiftçilerin pamuğuna buğdayına, üzümüne tütününe el konulacak. (Madde 87)
Şu anda sadece Türkiye'de değil dünyanın pek çok ülkesinde benzer politikalar uygulanmaya çalışılıyor. Devletler sosyal güvenlik ve sağlık harcamalarını azaltma çabasındalar. Fransa ve Yunanistan'da büyük grevler ve yürüyüşlerle bu yasalar engellenmeye çalışılıyor. Şu an yasanın getirecekleri ile ilgili yeterli farkındalık yok veya hükümet kanalı ile basın ve medya bize bunu anlatmıyor. Kasıtlı olarak gözlerimiz karartılıyor, temiz bir bilinç sahibi olmamız istenmiyor.
Neden "evet" diyeceksiniz bunu biliyor musunuz?
Çünkü bunu sizden hükümet istiyor! Hangi hükümet? Şehitlerine "kelle" deyip terörist ağalarına "ağabey" diyen hükümet!!
Çünkü hükümet sizin "hayır" demenizi istemiyor! Hangi hükümet? Senin vatanını karış karış parselleyip yahudilere araplara satan, ama kendi çiftçisine: "ANANI AL DA GİT" diyebilen hükümet!!
Sizi başka türlü tam olarak köleleştiremezler, ancak verdiğiniz oylarla sizi sırtınızdan vurabilirler!
Kafanızın sürekli olarak başka şeylerle meşgul edilmesi gerekiyor ki oy sandığına gittiğiniz gün, işte tam o anda asıl düşünmeniz gereken şeyleri düşünemeyip yanlış yapmanız daha kolay bir hale gelsin ve karanlık zihinler asıl amaçlarına ulaşabilsinler isteniyor!
GÖZLERİNİZİ AÇIK TUTUN! OYLARINIZ SİLAHINIZDIR, AMA KENDİ KENDİNİZİ VURMAYIN!!
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 28 Haziran 2011, 12:47:22 Gönderen: SiS »
|
Kayıtlı
|
Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap 12 Eylül 2010'da Sevr Antlaşmasının Son Hazırlıkları Tamamlanmak İsteniyor! Bizden Başka Hiç Kimse Bunu Durduramaz! REFERANDUMA HAYIR! SEVR'E HAYIR!!
|
|
|
| 12 Ağustos 2010, 18:45:18 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 12 Ağustos 2010, 18:45:18 » |
|
Paylaşım için teşekkürler. Umarım Türk Milleti uyanır ve vermesi gereken cevabı verir...
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
_________ "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz"
|
|
|
| 16 Ağustos 2010, 12:06:07 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 16 Ağustos 2010, 12:06:07 » |
|
Dezavantajlı kesimler olan;
Kadınlarımız, Çocuklarımız, Özürlülerimiz, Yaşlılarımız, Şehitlerimizin dul ve yetimleri ve gazilerimizin, her alanda avantajlı olmalarına “Evet” demektir.
Çocuk istismarının önüne geçilmesine “Evet” demektir.
Kişisel verilerin ancak kanunlarla öngörülen hallerde veya kişilerin açık rızası ile işlenebilmesine “Evet” demektir.
“Fişleme”nin tarihe karışmasına “Evet” demektir.
İnsanların kendileriyle ilgili kaydedilen bilgilere rahatlıkla ulaşmasına, yanlışsa düzeltebilmesine, rahatsız ediciyse, ortadan kaldırılmasına imkan sağlamaya “Evet” demektir.
Yurtdışına çıkış özgürlüğünün genişletilmesine “Evet” demektir.
İdarenin her türlü iş ve eyleminden dolayı haksızlığa uğrayan, uygunsuz bir muamele ile karşılaşan vatandaşların, mahkemeler dışında şikayetlerini iletebilecekleri bir Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kurulmasına “Evet” demektir.
12 Eylül Darbesi’ni yapan darbecilerin ve onların yardımcılarının hesap verebilmelerine imkan hazırlamaya “Evet” demektir.
Yüksek Askeri Şura kararlarıyla ordudan atılan insanların mahkemelerde haklarını arayabilmelerine “Evet” demektir.
Mahkemelerin “yerindelik denetimi” yapamayacağına “Evet” demektir.
Mahkemelerin kendisini halkın iradesiyle seçilen hükümetlerin yerine koyamamasına “Evet” demektir.
Yargı bağımsızlığını güçlendirmeye ve yargı tarafsızlığını sağlamaya “Evet” demektir.
Askeri mahkemelerin görev alanının, asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlarla sınırlandırılmasına “Evet” demektir.
Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına son vermeye “Evet” demektir.
Askeri mahkemelerde de mahkemelerin bağımsızlığı ve hakim teminatını sağlamaya “Evet” demektir.
Anayasa Mahkemesi’nin yapısını tıpkı gelişmiş ülkelerdeki gibi çağdaş ve geniş katılımlı bir şekle dönüştürmeye “Evet” demektir.
Vatandaşlarımızın Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunma haklarına “Evet” demektir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Türkiye’den yapılan başvuruların azaltılmasına “Evet” demektir.
Türkiye’nin, dünyadaki insan hakları imajına olumlu katkı sağlamasına “Evet” demektir.
Tüm hakim ve savcılarımızın kendileriyle doğrudan ilgili olan HSYK üyelerini seçmede söz sahibi olmalarına “Evet” demektir.
HSYK’nın ayrı bir binası, sekreteryası ve bütçesinin olmasına “Evet” demektir.
HSYK’ya bağlı müstakil bir denetim mekanizmasının oluşturulmasına “Evet” demektir.
HSYK üyeleri ile Anayasa Mahkemesi’ne seçilecek üyelerin seçiminde seçim adaletini sağlamaya yönelik “nispi temsil” sistemine “Evet” demektir.
HSYK’nın kuruluşu ve işleyişinde kapalı devre sistemine son vermeye “Evet” demektir.
HSYK’nın yapısını, hukuk sistemi oturmuş ülkelerdeki standart ve yapıya yükseltmeye “Evet” demektir.
HSYK’nın ihraç kararlarının yargı denetimine tabi tutulmasına “Evet” demektir.
Aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olma imkanına “Evet” demektir.
Memura grev hakkının önündeki engellerin ortadan kaldırılmasına “Evet” demektir.
Memurlara toplu sözleşme hakkının verilmesine “Evet”demektir.
Devlet Memurları ve diğer kamu görevlilerine verilen uyarma ve kınama cezalarına yargı yolunun açılmasına “Evet” demektir.
Emekli memurların da toplu sözleşmeden yararlanmasına “Evet” demektir.
Ekonomik ve Sosyal Konsey’in anayasal güvenceye kavuşturulmasına “Evet” demektir.
Esnafın, sanatkarın, tüccarın ve sanayicinin hükümetin sosyal ve ekonomik politikalarında söz sahibi olmasına “Evet” demektir.
12 Eylül Darbe Anayasası’nın kısmen de olsa değişmesine “Evet” demektir.
Demokratik standartların ve hukuk devleti anlayışının yükseltilmesiyle daha çok uluslararası sermaye girişine “Evet” demektir.
Demokratik standartlarla büyümeyi doğru orantılı hale getirmeye “Evet” demektir.
İnsanları, ekmekle özgürlük arasında tercihe zorlayan anlayışa son vermeye “Evet” demektir.
Kanuni formalitelerin ve keyfi kararların, zenginlik ve refahı arttıracak ekonomik kararları boğmasına mani olmaya “Evet” demektir.
Üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne geçmeye “Evet” demektir.
Gücün kanunundan, kanunun gücüne geçişe “Evet” demektir.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
| 22 Ağustos 2010, 07:13:50 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 22 Ağustos 2010, 07:13:50 » |
|
Çünkü çok kolay unuttuğumuz için evet diyeceğiz. Daha dün gibi yakın, gün gibi ortada duran yolsuzluklarını, oğlunun "gemiciğini", arabasıyla yol ortasında 35 metre sürükleyip paramparça edip öldürdüğü kadının kocasını ve avukatlarını tehdit edip, ehliyetsiz olarak yakalanıp ceza almaması için hemen yoldaki izleri belediye araçları ile yıkayıp delilleri kararttığını, olaydan sonra oğluna kazadan 3 ay öncesine göre ayarlanmış ehliyet çıkarttığını ne çabuk unutuyoruz? Ha tabi bu çocuk o gün bizim annemizi öldürmediği için mesele yok değil mi? Bize dokunmayan yılan bin yaşasın değil mi? Aşağıdaki seyredeceğinin bununla ilgisi yok, ama senin "hukuk" "demokrasi" dediğin şeyleri bak bakalım onlar vakti ile nasıl yorumlamışlar? Sizin ya da bir başkasının adına konuşmuş olmaktan sakınırım, belki de o arabanın altından sizin annenizde çıksaydı, bugün yine evet diyebilecek bu ruh haliniz ile sandık başına koşardınız kimbilir? Ne de olsa dün dündür, bugün ise bu kişiler tamamen "aklanmış", beraat etmiş ve adalet konusunda "kesinlikle samimi" niyetlerle hareket ediyorlar değil mi? Üstelik bunca yolsuzluk, cinayet dosyalarının tekrar kurcalanıp ortaya çıkarılma riskine rağmen belkide hakikaten adaleti halkın ellerine teslim etmeye hazırlanıyorlar değil mi? Referandumdan sonra ülkemiz yepyeni bir çağa girecek ve ekonomisiyle, adalet sistemiyle gelişmiş dünya devletlerine kafa tutacak değil mi?(devam edecek) Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yaphttp://www.dailymotion.com/video/xeixsj_hayyr_news
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap 12 Eylül 2010'da Sevr Antlaşmasının Son Hazırlıkları Tamamlanmak İsteniyor! Bizden Başka Hiç Kimse Bunu Durduramaz! REFERANDUMA HAYIR! SEVR'E HAYIR!!
|
|
|
| 22 Ağustos 2010, 09:38:49 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 22 Ağustos 2010, 09:38:49 » |
|
cok güzel bi örnek vermişin yasanmıs ve türkiyede meydana her daim gelmesi mümkün bi olay ancak bu olayın direk anayasa ile alakası ne onu anlamak biraz sıkıntı verdi bildim bileli ve yakın gecmişimizi birka farklı düşünceye ait kaynaklardan okudum okuyalı yönetim kimde olursa olsun güçlü gülüdür ve her türlü yolu buluyor bu bundan öncede böle olmustu bundan sonrada böle olcak ama önemli olan bu olayların sayısını azaltmak dünyanın hi bir yerinde demokrasiden söz etmek mümkün deil bu tür yada daha vakimleri dünyanın ceşitli yerlerinde ört bas edilmiyormu_? ört bas edilsin demiyorum ama bu düzeni ha deyince yıkamazsın sihirli degnek yok kimsede... ilk basta dedim gibi kısmı anayasa degişikligi ile nerden baglantılı net olarak anlamıs deilim ha hoş bu sadece bir partinin anayasası olarakda görmek dogru deil bu ihtiyac duyulan a bi anayasa sunuda sölemek gerekir bu anayasa ile hersey güllük gülüstanlık olmayacak ama bi parca anayasamız düzenlencek yetersiz bi degişiklik ama bi adım atılması gerekiyordu gönül isterdiki baska partiler yapsaydı daha önce ama yapcak bişey yok bu sonuc olarak anayasa oylaması parti secimi deil...
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
| 25 Ağustos 2010, 10:27:54 |
|
|
 |
« Yanıtla #5 : 25 Ağustos 2010, 10:27:54 » |
|
Keşke her konu ayrı ayrı oylanabilseydi çünkü içerisinde güzel olan şeylerde var mesela Engellilere tanınacak bazı haklar çok güzel... Bir velim var kendisi memur ve engelli bir çocuğu var şimdi bu adamcağız ne yapacak çocuğu için evet demeli ancak kendi memur olduğu içinde kayıplara uğrayacak hayır mı diyecek evet mi diyecek yani insanlar kendi içerisinde bile bölük pörçük kararsız... Her madde ayrı ayrı oylanmalıydı ki doğru bir karar demokratik bir olabilsin bu sadece hesaplaşma maddeleri olmamalıydı, gerçek vatansever bunu bu şekilde halkın karşısına çıkarmazdı... Ben hayır dıyenlerın ılerde bu maddeler ıcerısındekı guzel seylerı halk ıcın ılerıde kabul edeceğini düsünerek ıyı seylerın gerceklesmesını ertelemenın mantıklı oldugunu dusunerek HAYIR diyeceğimi duyurmak istiyorum çünkü artılarının yanında eksileride olan şeyler var bunları kabul edemem etmemeliyiz...
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
KİRALANMIS KAFALARIN, KÖLELİKTİR MİRASI. KÖLELER YAĞMALATIR ANCAK BU MİRASI... ...Suskunluğum Asaletimdendir,Her Lafa Verecek Cevabım Var. Ama bir lafa bakarım laf mı diye, Birde söyleyene bakarım Adam mı diye...
|
|
|
| 25 Ağustos 2010, 11:23:04 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 25 Ağustos 2010, 11:23:04 » |
|
(devam edecek) Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yaphttp://www.dailymotion.com/video/xek8lc_ataturk-un-yapmadyklary_news
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap 12 Eylül 2010'da Sevr Antlaşmasının Son Hazırlıkları Tamamlanmak İsteniyor! Bizden Başka Hiç Kimse Bunu Durduramaz! REFERANDUMA HAYIR! SEVR'E HAYIR!!
|
|
|
|