Kayıt   Şifremi Unuttum   Aktivasyon
       
  • Ana Sayfa
  • Yardım
  • Ara
  • Takvim
  • Yeni gönderilen iletileri göster.
  • Giriş Yap
  • Kayıt
ARAMA
Sayfa: 1 ... 5 6 [7] 8   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Yusufbar Hikayeleri  (Okunma Sayısı 6764 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
21 Şubat 2009, 18:41:43
Şirin BaBa

WarLoRD

Administrator

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 1

Yas : 88

Cinsiyet : Bay

Nerden : Samsun

Konu  : 2298

Mesaj : 6445

Rep Puanı : 3436
Bilgi Paylaştıkça Çoğalır
Site
Çevrimdışı
« Yanıtla #42 : 21 Şubat 2009, 18:41:43 »

Gerçekten güzel bir paylaşım


 :tesekkurler:

 [REP] [REP]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

_________
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz"
25 Şubat 2009, 18:17:49
Yusufbar

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5990

Yas : 33

Cinsiyet : Bay

Nerden : Istanbul

Konu  : 256

Mesaj : 1439

Rep Puanı : 77
Çevrimdışı
« Yanıtla #43 : 25 Şubat 2009, 18:17:49 »

Öğretmenime Soracağım




Ender, sınıf öğretmenliği bölümünden yeni mezun olmuştu. Okulu bitirmenin sevincine bir de, yurt dışında vazife alma heyecanı eklenmişti. Edindiği bilgilere göre gideceği ülke, kuzeyde güzel bir yerdi. Envai çeşit meyveleri, masmavi gökyüzü, pırıl pırıl denizi, şelaleleri ve yeşilin farklı tonları ile bu kuzey ülkesi âdeta cennetten bir parçaydı.

Gitme zamanı gelmiş olmasına rağmen, anne-babası dışında hemen herkes onu kararından vazgeçirmeye çalışıyordu. Zîrâ evin tek oğluydu. “Haritalarda genellikle gösterilmeyen, seni nelerin beklediğini bilmediğin bir yere niye gidiyorsun? Nasıl yaşayacaksın oralarda?” sorularına sık sık muhatap oluyordu. Ama o, yolundan dönmemekte kararlıydı. Zîrâ, güzel bir yerde, güzellikler içinde yaşasa da, asıl güzelliklerin ‘öteler’de olduğunu biliyor; o güzelliklere kavuşabilmek için, bu dünyada bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyordu. Hem gideceği ülkenin de, güzel olduğunu söylemişlerdi.

Kendisini yolcu etmeye gelenler arasında kimler yoktu ki: ailesi, komşuları, mahalle arkadaşları, gönül dostları... Sevdiği herkes Yalova Otobüs Terminali’ndeydi o gün. Cenazesi olsa, ancak bu kadar insan toplanırdı. Ender’in babasıyla vedalaşması, orada bulunanları hüzünlendirmişti. Babası, oğlunun iki elinden tutmuş ve gözlerinin içine bakarak şöyle demişti: “Git oğlum, ben zaten seni bugünler için yetiştirdim. Bizi düşünme. Ama yine de, gidip dönmemek, dönüp görmemek var. Şöyle doyasıya bakalım birbirimize...” Tamamlayamamıştı yaşlı adam sözlerini. O hiç sarsılmaz, ağlamaz zannedilen adam ağlıyordu işte. Ender herkesle tek tek vedalaştı ve otobüsteki koltuğuna oturdu.

Otobüs, Trabzon’a sabahın erken saatlerinde ulaştı. Ender ile aynı yola baş koyduğu arkadaşı terminalde buluştular; güzel bir kahvaltıdan sonra, karşı kıyıda bulunan ve hayatlarının en güzel günlerini geçirecekleri ülkeye hareket için limana gittiler. Hareket saati gelen feribot, limandan yavaş yavaş ayrılmaya başladı. Arkalarından el sallayanları yoktu; fakat gönülleri Allah’ın rızasını kazanma hedefiyle dopdoluydu.

Güneş doğarken vardılar rüyalar ülkesine. Ülke bir yıl önce siyasî kargaşa yaşamış; bunu fırsat bilenler, ülkede para edecek her şeyi hurda fiyatına satmıştı. Ülkenin zenginlikleri, güzellikleri çapulcular tarafından talan edilmişti. Buna rağmen, otuz yıl öncesinin şartlarında hizmet veren haberleşme sisteminin dışında ülkede her şey, beklediklerinin fevkindeydi. Hayatını eğitime adamış Çorumlu bir iş adamı bu problemi de halletmiş, öğretmenlerin memleketleriyle haberleşebilmesi için okula bir araç telefonu hediye etmişti. Telefon sadece, Karadeniz’in havası açık olduğunda, yani güneşli günlerde çekiyordu. Böyle günlerde okulda çalışanlar sırayla yakınlarını arardı.
Nihayet eğitim-öğretim başlamış, temiz yüzlü çocuklar sınıfları doldurmuştu.

Telefon için havanın müsait olduğu bir gün, herkes sıraya geçmiş, ailesini, sevdiklerini arıyordu ki, ortalığa âni bir sessizlik çöktü. Ender Öğretmen’in babası vefat etmişti. Acı haberi aldığında, babasının terminaldeki konuşmalarını hatırlayan Ender’in yüreği âdeta yangın yerine dönmüştü. Baş koyduğu eğitim davası uğruna, gurbeti vatan edinen Ender Öğretmen’e ‘fesabrun cemîl’ demek düşmüştü. Zîrâ ülkeye uygulanan ambargo sebebiyle Türkiye ile ulaşımı sağlayan tek feribot da seferden kaldırılmıştı. Duadan, hâlini her şeyin Yaratıcısı’na arz etmekten başka yapabileceği şey yoktu. Müsebbibu’l-Esbab’a içten dua etmenin ne kadar önemli olduğunu, şimdi çok daha derinden anlıyordu. Buralara gelmeye karar verdiğinde, yakınları ona, anne-babasını yüzüstü bırakmaması gerektiğini söylemişti. Ender, anne-babasının rızasını aldıktan sonra, içinden “Yapan O’dur. Eden O!” demiş ve nefsini ikna etmişti. Bunları hatırlayınca; “Allah’tan geldik ve yine O’na döneceğiz!” diyerek kendini teselli etti.

Yıllar oldukça hızlı geçiyordu. Ender, babasının son anlarında yanında bulunamaması sebebiyle bazen kendini suçluyor; verdiği kararı, iç dünyasında defalarca yargılıyordu. Bu durum, bir sabah, bir televizyon kanalında seyrettiği habere kadar devam etti. Sabah haberlerini sunan spiker: “Sevgili seyirciler; stüdyoda bizlerin göğsünü kabartan bir misafirimiz var. Onun duygu ve düşüncelerini sizinle paylaşmak istiyorum.” diyordu. Ender Öğretmen, misafirin kim olduğunu ve nereden geldiğini öğrendiğinde, ruhen yıllar öncesine gitmişti. Bu durum, babasını hatırlamasına da vesile olmuştu. Bin gayretle emek verdiği ve solmaması için üzerine titrediği talebelerinden birisi, Türkiye’nin en saygın üniversitelerinden birini birincilikle bitirmişti. Spiker, talebeye ne yapmayı düşündüğünü soruyordu. Yusuf yüzlü talebe: “Hem İngiltere’nin hem de Moskova’nın en seçkin üniversitelerinde yüksek lisans hakkı kazandım...” diyerek konuşmasını sürdürüyordu ki, spiker, talebenin sözünü kesti ve ona şu soruyu sordu: “Hangisini tercih edeceksin, düşündün mü?” Eski talebesinin verdiği cevap, Ender Öğretmen’in bütün acılarına merhem olmuştu: “Öğretmenlerimin fikrini aldıktan sonra kararımı vereceğim.”
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

GÖZLER KALBİN AYNASIDIR


25 Şubat 2009, 18:26:13
Şirin BaBa

WarLoRD

Administrator

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 1

Yas : 88

Cinsiyet : Bay

Nerden : Samsun

Konu  : 2298

Mesaj : 6445

Rep Puanı : 3436
Bilgi Paylaştıkça Çoğalır
Site
Çevrimdışı
« Yanıtla #44 : 25 Şubat 2009, 18:26:13 »

 [Alk] [Alk] [Alk]

Güzel paylaşım okey [REP]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

_________
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz"
25 Şubat 2009, 18:47:26
Yusufbar

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5990

Yas : 33

Cinsiyet : Bay

Nerden : Istanbul

Konu  : 256

Mesaj : 1439

Rep Puanı : 77
Çevrimdışı
« Yanıtla #45 : 25 Şubat 2009, 18:47:26 »



Mersilerden YüzYirmiAltıBinYediYüzSeksenDört demet efem.. haha

Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

GÖZLER KALBİN AYNASIDIR


26 Şubat 2009, 22:14:15
Sezenn

Ölüm Yıldızı

*


Avatar Yok


Üye No : 349

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanbul

Konu  : 206

Mesaj : 1588

Rep Puanı : 321
Site
Çevrimdışı
« Yanıtla #46 : 26 Şubat 2009, 22:14:15 »



paylaşımların için teşekkürler Yusufbar  okey

 [REP] [REP] [REP] [REP]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı
27 Şubat 2009, 00:32:48
Yusufbar

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5990

Yas : 33

Cinsiyet : Bay

Nerden : Istanbul

Konu  : 256

Mesaj : 1439

Rep Puanı : 77
Çevrimdışı
« Yanıtla #47 : 27 Şubat 2009, 00:32:48 »




Çok teşekkür ederim herkese

:tesekkurler:


Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

GÖZLER KALBİN AYNASIDIR


27 Şubat 2009, 03:48:33
Yusufbar

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5990

Yas : 33

Cinsiyet : Bay

Nerden : Istanbul

Konu  : 256

Mesaj : 1439

Rep Puanı : 77
Çevrimdışı
« Yanıtla #48 : 27 Şubat 2009, 03:48:33 »

Chatte Tanıştığı Erkek, Abisi Çıkınca...


Evet biraz uzun ama lütfen okuyun..
Anneciğim..

3 yıl kadar önceydi, 16 yaşındaydım, hatırlıyor musun? Doğuşta yayımlanan Bir Annenin Feryadı başlıklı bir yazıyı kaç kere okutturmuş ve gözyaşları arasında o acılı anneye dualar etmiş, onun için üzülmüş ve kimsenin böyle bir duruma düşmemesi için dilekler dilemiştik...

Özellikle bizim aile ve kendimiz için dualar etmiştik...

Dizinin dibine oturur, başımı gül kokulu göğsüne yaslar; bal akıtan dilinden nasihatler dinlerdim. Yüreğinin atışında ve her anlatışında bizler vardık. Verdiğin o öğütler, yolumu aydınlatır, ufkumu açar, kendime olan güvenimi artırır, hayata bakışımı şekillendirirdi.

Beynim dinç, ruhum diri, yüreğim huzura kavuşmuş olarak ayrılırdım yanından... Ve biz aile olarak asla parçalanmayacağı derdim kendi kendime...
Arkadaş seçimine dikkat et; Sibelle ilişkilerini sınırlı ve mesafeli tut derdin... Dinlerdim ve tutardım da nasihatlerini...

Ama ne oldu da bu hale geldik, hala anlayabilmiş ve sırrını çözebilmiş değilim... Gelsem, kapını çalsam; hem evinden hem de yüreğinden içeri alacaksın, biliyorum; ama, yüzüm yok.... Utanç yığınıyım anne... Hep 16 yaşındaki bebeğin olarak kalsaydım da, sana bu acı ve utancı tattırmasaydım...


İki yıl Atheneumda okudum; benimle gurur duyuyordunuz. Yüzümüzü güldürecek, topluma hizmet eden bir insan olacaksın yavrum; diye, benden herkese övgüyle bahsediyordunuz... İkinci yıl sınıfta kaldım, üzerinde durup, nedenlerini araştırmadınız; sorup/soruşturmadınız...

O yıl ben, Sibelin internet alışkanlığının kurbanı oldum. Sanal ortamda yazışmalar hoşuma gitmişti ve uzun zaman biriyle haberleşmiştim. Dersleri askıya almış, gece-gündüz bilgisayarın başında arkadaşımla yazışıyorduk... Benim bu halimden bile övgüyle bahsediyor, Aferin benim yavruma! Gece-gündüz ders çalışıyor diyordunuz...

Ağabeyimle chat arkadaşlığım
Uzun zaman intenette yazıştığımız, hatta kim olduğunu bilmeden, yüzünü görmeden aşık olduğum gençle tanışmak üzere randevulaştık. Korkuyor, çekiniyordum; ama daha fazla dayanamadım ve randevu sözü verdim...

Okanla bir kütüphanede buluşacak ve ben elimde, Kerime Nadirin, hiçkırık adlı romanının okuyor olarak onu karşılayacaktım... Okan, tarif ettiği giyimiyle sözleştiğimiz saatte karşımda duruyordu...

Ama bu olamazdı anne!!! Çünkü karşımda ağabeyim Erhan duruyordu... Aylarca yazıştığım, şiirler gönderdiğim, sevda şarkıları bestelediğim ve hatta sevdiğimi haykırdığım kişi kardeşim Erhanmış... Göz göze geldik, bakışlarımız mum gibi birbirimizi eritiverdi. Bir utanç yığınıydık.. Kanımın donduğunu, dünyanın durduğunu hissettim bir an... Gözlerinde yanan ışığın söndüğünü, alev fışkıran bir ocağa döndüğünü gördüm. Onurluydu, namusluydu ve o bir erkekti... Dövmedi, sövmedi; beni utancımla baş başa bıraktı ve çekip gitti...


Onunla dövüşür, kapışır, kırgın ve küsülü gezerdik ya anne; şimdi onu ne çok özlüyorum bir bilsen!.. Gömlek ve pantolonlarını ütülemeyi, odasına çay-kahve ¤¤¤ürmeyi, yatağını düzletmeyi bile özledim anne... O gidince dünyanın yükü omzuma bindi sanki...Ağabeyimin evi neden terk ettiğini hep merak ederdin ya anne, işte gizlenen bu sır ve utançtandı...

Ağabeyimi görmedim ondan sonra; ama, onu görenlerden haberini aldım. İyiymiş, sağlıklı ve çalışıyormuş. Evlenmiş ve bir de kızı olmuş... İsmini de bu yaşamıyasıca kızının adını koymuş...Elif diyorlarmış yeğenime... Ağabeyimin beni affettiğinin bir işareti mi bu anne?


Onun evden gidişinin ve ailenin büyük bir acıyla karşılaşmasının müsebbibi olarak her şeyi askıya almış, okulu boşlamış ve sigaraya başlamıştım.
Aşk Çocuklarıyla Tanışıklığım
Anne, yine Doğuşt editör imzalı bir yazıda, genç kızlar;Fuhuş Tuzağına düşmemeleri hususunda uyarılıyordu hatırlıyor musun? İnsanoğlu ne çok unutkan oluyor...


Okula artık lafolsun diye takılıyor ve yaşadığım o olayın etkisinden bir türlü kurtulamıyor, değişik yollar deniyor, bir çıkış arıyordum... Okul önünde, sarı saçları, yeşil gözleri, pahalı giysileri ve son model arabası olan bir genç sürekli beni izlemeye başladı. Her türlü konuşma ve arkadaşlık tekliflerini reddettim; diretti, inat etti ve beni pes ettirdi. Beraberce çıkmaya başlamıştık. Beni her gün güllerle; bazen de pahalı hediyelerle karşılıyordu...

Önceleri sadece elimi tutuyor, öpmeye bile yanaşmıyordu. Her hali, tavrı beni kendine bağlamış ve sırılsıklam aşık olmuştum. Onunda beni sevdiğinden ve dürüst olduğundan emindim. Çünkü benden istifade etmeye asla yanaşmıyordu. Her şeyi evliliğe saklamalıyız, seni tertemiz olarak ak duvağınla kabul etmek istiyorum iyordum
Romantizmin doruğunda bir aşk yaşıyorduk. Ayaklarım yer değmiyordu. Annem, canım anneciğim! Senin öğütlerini ve başıma nelerin geleceğinin hesabını çoktan unutmuştum.

Bir gün Serhanın oldum; nasıl oldu hala anlamış değilim. Şu an müptelası olduğum uyuşturucuyu, ilk o gün içirmiş olabilir mi diye zaman zaman düşünüyorum.. Ama ne fayda!
Zordayım, dardayım, dipsiz karanlık kuyulardayım anne!... Feryadımı duyduğunu ve her gün gözyaşları içerisinde yolumuzu beklediğini biliyorum...
Anne! Ağabeyimin evi terk edişine alışamamışken, benim de ortalardan kayboluşum sizi fena halde yıktı biliyorum. Benimle ilgili gerçekleri öğrendiğinizde kahrolacağınızı bildiğimden gitmek zorundaydım anne... Her şeyi anında sana anlatsam bu hallerin hiçbiri başıma gelmeyecekti; ama bunun için artık çok geç...


Serhan, kendisiyle olduğum o utanç anını video olarak görüntülemiş. Bu rezil kaseti size gösterme tehdit ve şantajıyla beni sizden kopardı. Birbirimizi seviyorsak, ailemi evliliğe razı ederim, böyle bir çirkefliğe neden gerek duydun diye sorduğumda verilen cevap benim bitişimin başlangıcıydı....

Ne evliliği be! Bundan böyle benim malımsın ve istediğim şekilde hareket etmek zorundasın! Aksi halde başına gelebilecekleri sen hesapla!..
Fuhuş ve uyuşturucu bataklığındayım
Parasız kaldığını söyleyerek başka erkeklere pazarlandım, uyuşturucu bulamama korkusuyla her denilene boyun eğdim. İnsanlığımdan, kadınlığımdan zerre kalmadı anne. İçimde yanan koca bir ateş her gün beni yakıp bitiriyor. Ateşten sıcak olan o kucağını özledim, gül kokunu, yüreğinin atışını, şefkatli bakışını özledim anne!..


Bir gün bu hayata elveda diyeceğim, belki de senden önce göçeceğim.. Saçlarım ve gözlerim artık gece siyahı değil!.. Sarı ve yeşil oldular anne.. Burnum düzeltildi...
Öldüğümde teşhis için seni çağırırlarsa tanımakta zorlanır ve belki de,bu benim nazlı kızım Elifim değilder çeker gidersin.. Beni yadellere bırakma anne, beni de al yanına; beni de ¤¤¤ür gideceğin yere....


Beni, sol göğsümün, tam yüreğimin üstüne yaptırdığım ve ANNEM; yazdırdığım dövmeden tanı anne!..
Pe..venkler, bu dövmeyi, fuhuş pazarında kimse kimsenin de malını kullanmasın diye kazdırırlarmış, ama ben sana olan sevgimin bir nişanesi olarak kazdırdım ve beni ölünce rahat tanıyasın diye yazdırdım anne!...


Serhanı polise şikayet ettim, üç gün sonra çıkıp geldi ve daha da azıttı, korkuyorum anne!.. Bu şebekeyi durduracak tek güç; aileler ve özgüvenle donatılmış gençlerdir anne...

Anne, bu mektubu sana mı yazdım, yoksa benden sonra bu tuzağa düşmesini istemediğim genç kızlara mı bilemiyorum...

Ben söylenen sözlerden, edilen nasihatlerden ders alsaydım bu hale gelmezdim elbette, benim yazdıklarımdan da gençlik ibret almayacak ve bu fuhuş şebekesi, bu uyuşturucu ve organ mafyası kirli çarklarını işletip duracaklardır.

Nice masum gencin canı yanacak, onuru, namusu incinecektir. Ama ben son bir kez bana düşen insanlık görevimi yapayım ve sana sesimi ulaştırayım istedim... Sen beni mutlaka duyacak ve affedeceksin biliyorum ama, Müslüman-Türk kızları bu çığlığıma kulak verecek mi bilmiyorum...

Seni seven kızın Elif...


Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

GÖZLER KALBİN AYNASIDIR


Sayfa: 1 ... 5 6 [7] 8   Yukarı git
Yazdır
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  

 Ara

 Forum İstatistikleri
Yeni mesaj varToplam Mesaj Sayısı: 31123
Yeni mesaj varToplam Konu Sayısı: 6285
Yeni mesaj varToplam Üye Sayısı: 13344
Yeni mesaj varSon üye: sdlfjsal
 Reklamlar
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
 Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
 Desteklediklerimiz
BEKAR MEMURLAR
TARİHİ GERÇEKLER
RADYO AŞK TRENİ
SAMSUN HABER
SamsunLife.Net
OKULDAYIZ BİZ
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
REKLAM VER
yarindansonra.net Komedi Arama motorlarina kayit, sunucu barindirma, co location, co-location, kiralik sunucu, sunucu kiralama
|Site Map | Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | GoogleTagget | Etiket | Url List |
Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
WarLoRD: YarindanSonra NeT ve YarindanSonra Com İş Birliği İle Hazırlanmıştır.
Bu Sayfa 0.08 Saniyede 32 Sorgu ile Oluşturuldu