Kayıt   Şifremi Unuttum   Aktivasyon
       
  • Ana Sayfa
  • Yardım
  • Ara
  • Takvim
  • Yeni gönderilen iletileri göster.
  • Giriş Yap
  • Kayıt
ARAMA
Sayfa: 1 ... 6 7 [8]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Yusufbar Hikayeleri  (Okunma Sayısı 6764 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
01 Mart 2009, 10:36:04
Sezenn

Ölüm Yıldızı

*


Avatar Yok


Üye No : 349

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanbul

Konu  : 206

Mesaj : 1588

Rep Puanı : 321
Site
Çevrimdışı
« Yanıtla #49 : 01 Mart 2009, 10:36:04 »


paylaşım için tşkler Yusufbar,  [REP]

hem bu konuşmamalardan... hep bir gizlilikten....
başta abi kardeş sohbet edip açılsalardı (nette bir ark tanıştım vs..) anlatsalardı
yaşadıklarını bu sonuca gelmezdi herhalde...

Yazık olmuş 2 kişinin hayatına, dağılan bir aileye ve yerler altında bir ONURa sebeb olmuş...
Allah kimseye göstermesinn..
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı
02 Mart 2009, 16:58:27
Yusufbar

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5990

Yas : 33

Cinsiyet : Bay

Nerden : Istanbul

Konu  : 256

Mesaj : 1439

Rep Puanı : 77
Çevrimdışı
« Yanıtla #50 : 02 Mart 2009, 16:58:27 »



Evet haklısın. Bence de başlıca nedeni sadece Onur dur diyorum.

Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

GÖZLER KALBİN AYNASIDIR


20 Mart 2009, 18:58:39
lyra

Avcı

*


Avatar Yok


Üye No : 5606

Yas : 112

Cinsiyet : Bayan

Nerden : Izmir

Konu  : 0

Mesaj : 21

Rep Puanı : 10
Çevrimdışı
« Yanıtla #51 : 20 Mart 2009, 18:58:39 »

BEBEK

Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında büyülenmiş gibiydi.
Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri, kalkık burun ve küçücük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu.
Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde: “Dokunma bana!..” diye bir ses duydu. “Beni okşamaya hakkın yok senin.” Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı.
Bebekle kendisinden başka içerde kimse yoktu.
Aynı sesi tekrar duyduğunda bebeğe döndü.
Aman Allah’ım!..
Yeni doğmuş gibi görünmesine rağmen konuşan oydu.

“Bana yaklaşmanı istemiyorum.” diye devam etti.
“Hemen uzaklaş benden.”
Kadın, biraz olsun toparlayarak:
“Çocuklarımız hep erkek oluyor” dedi.
“Bu yüzden seni öpmek istedim.” 
“Beni öpemezsin” diye ağlamaya başladı bebek.
”Benim de seni öpemeyeceğim gibi.” 
“Neden?” diye sordu kadın.”Neden öpemezsin ki?” 
Bebek, hıçkırıklara boğulurken:
“Bunun sebebini bilmen gerekir” dedi. “Düşünürsen mutlaka bulacaksın.”
Kadın neler olup bittiğini hatırlamak üzereyken kendine geldi.

Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor
ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu.
Aile dostları olan tanınmış doktor, odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini vazodan çıkartıp kadına uzatırken:
“Geçmiş olsun hanımefendi!” dedi.
“Başaralı bir kürtajdı doğrusu. 
Ha…! Sahi, ‘kız’mış aldırdığınız“


Bu tüyler ürpertici bir durum, inşallah hiçbirimiz yaşamayız yukarıda yazılanları.
İşin bir de farklı boyutu var; istek dışı, tecavüz sonucu hamile kalanlar. Onlara ne diye bilirim bilemiyorum. Her ne koşulda olursa olsun, kürtajın bir cinayet olduğunu kabul etmek lazım.
Tecavüzcüler hakkında söylenecek milyonlarca söz var; hem benim hem de sizin biliyorum. O haltı işlerken zavallı kızların, birilerinin evladı, birilerinin kardeşi, teyzesi, annesi olduğunu hiç düşünmüyorlar. İnsan tarafları yok olmuş hayvan bile denilemez bir hâle gelmiş böyleleri. Hele hele o iğrenç isteklerini çocuklar üzerinde uygulayanlar. Allah’ın verdiği canı Allah alır elbet ama bir ormanları yakanları bir de çocuklara tecavüz edenleri idam etmek müstehaktır gibi geliyor bana.



EGER İZLEYEBİLİRSENİZ BUYRUN!!!
Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap


Sana katılamıycam arkadaşım. Kürtajın istenilen bir şey olmadığı bir gerçek.. ama o bebeğe bir hayat hazırlamak anne-baba olaak üzerimie düşen en önemli görev. sırf kürtaj olmamak için o bebeğin bütün hayatını karartmak ne kadar doğru tartışılır. Bir ANNE olarak söyleyebilirim ki istenilen bir bebeğe yaklaşım ile istenilmeyen bir bebeğe yaklaşım kesinlikle aynı olmaz. Maddi manevi çocuk sahibi olmak güç ister. Bakılamayacak, sabredilemeyecek çocuk dünyaya getirmek kadar ağır bir vebal olamaz. Yanlış anlaşılmasın bebeklere tapıyorum yakında o istenilmeyen çocuklardan evlatlık alacağım. Çocuk esirgeme Kurumunu gidip arada ziyaret edin kürtaj cinayetse bu da işkencedir..
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı
09 Eylül 2009, 00:21:47
Yusufbar

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 5990

Yas : 33

Cinsiyet : Bay

Nerden : Istanbul

Konu  : 256

Mesaj : 1439

Rep Puanı : 77
Çevrimdışı
« Yanıtla #52 : 09 Eylül 2009, 00:21:47 »

"Senin sayende" demiyorsanız,"senin yüzünden" de demeyin hiç bir zaman.

Selma, 6 çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuydu, bana geldiğinde  8 yaşındaydı. Selma'nın onu psikolojik olarak susmaya iten, 'seçici konuşmazlık' dediğimiz sürece getiren olaylar beş yaşındayken başlamıştı.   Selma, beş kardeşi, anne ve babasıyla kendi halinde normal bir yasam sürerken , bir gün annesi hastalanıyor. O dönemlerde beş yaşlarında. Kendisinden büyük iki abla, bir ağabey ve kendisinden küçük iki kardeş daha var.. Küçük kardeşin yeni doğduğu dönemde anne ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor. Uzun süre tedavi görüyor. Yoğun uğraşılara rağmen iyileşmiyor. Hastane ortamından evine gidip son günlerini evinde huzur içinde yaşasın diye doktorlar tarafından eve gönderiliyor. Birkaç ay evde babaanne , hala ve benzeri yakın akraba ların yardımıyla yaşatılıyor. Birgün hayata gözlerini kapatıyor. Anneye en fazla ihtiyaç duyulan dönemde anne, Selma'nın hayatından çıkıp gidiyor.  
Aradan 1,5 yıl geçiyor. Kendi hallerinde bir şekilde yaşamaya alışıyorlar. Büyük kızlar evde yemek yapıp, en küçük çocuklara annelik yaparken,  Selma babasıyla birlikte dükkanda çalışıyor. Dükkanları evin hemen alt katında olduğu için baba endişe duymadan iş hayatına devam ediyor. çocuklarını kimseye muhtac etmeden yük etmeden idare ediyor.
Bir gün ablalar ve ağabey, kardeşlerini alarak yakın akrabalarına gidiyorlar. Selma babasının yanından ayrılmıyor. Çok ısrar ediyorlar ama istemedigi  için gitmiyor. Babası da gitmemesine ses çıkarmıyor. Öğleden sonra baba kız  dükkanı temizlemeye başlıyorlar. Selma babasının istediği gibi her yeri bi güzel temizleyip süpürüyor. Daha sonra radyoyu açıyor. Müzik dinlemeye başlıyor. Ancak dışardan gelen sesler nedeniyle müziği duyamadığı için, sesini iyice açıyor. Babası da başının ağrıdığını söyleyerek müziğin sesini kısmasını istiyor. Selma, babasının söylediğini duymamış gibi yapıyor. Hani çocuklar sıklıkla yaparlar ya.. Bir süre sonra babası, başının çok ağrıdığını söylüyor. Yüzü asılıyor. Selma, gidip gelip babayı kontrol ediyor baş ağrısı geçti mi diye. Babası baş agrısına dayanamayarak eve ilaç almaya çıkıyor. Sıcaktan bunaldığını, kendini kötü hissettiğini söylüyor. Dükkana dikkat etmesini hemen bi ağrı kesici  alıp geleceğini de ekliyor. Eve çıkıyor.  Aradan epey zaman geçmesine rağmen baba yok. Bekliyor baba yok. Merak edip yukarıya babasına bakmaya çıkıyor. Eve giriyor. Babasına sesleniyor. Cevap yok. Tam oturma odasına giriyor ki babası o anda Selmanın gözleri önünde kalp krizi geçirmeye başlıyor. Selma babasının çırpınmalarına, yerde tırmalamasına...vs. şahit oluyor.
Babası son nefesini verip yerde cansız yatarken, uyandırmaya çalışıyor. Babası uyanmıyor... Camdan aşağı doğru bağırmaya başlıyor:
'İmdat.. Babama bişey oldu... Yardım edin!..' kısa süre içinde ev mahalle halkıyla doluyor...
Cenaze işlemleri bitince 1,5 yıl önce anneleri ölen bu altı kardeşin ne  olacağı tartışması başlıyor.. kimi 'yanımıza alalım', kimi 'yuvaya verelim', kimi de 'hepsine birden nasıl bkacağız' diyor. En sonunda akrabalar  aralarında anlaşıyorlar.'herbirimiz birisini alalım. Böylece çocuklar yurtlarda perişan olmaz, arada sırada da olsa birbirlerini görürler.' Diye düşünüyorlar. Selma' yı çok sevdiği halası alıyor. İki yıldır Selma yanlarında ve hiç konuşmuyor.
Duyduklarım beni çok etkilemişti. Daha önce gidilen uzmanların isimleri beni endişelendirmişti. Bir yandan da bir şeyler yapabilirim belki diye düşünmeden edemiyordum. Hikayesinden çok etkilendigim bu kızı merakla bekliyordum. Halası olan biteni tek tek anlattı. 'Gelinimiz ve ağabeyimin ölümünden sonra ben de onu bir türlü mutlu edemedim. İki yıldır yüzü hiç gülmüyor. Kendiliğinden hiç bir şey yapmıyor. Sadece konuşmasa neyse ama sanki kurulmuş bir robot gibi.örneğin sofraya oturup yemek yiyeceğiz ' Hadi Selma sofraya otur!' diyoruz oturuyor. Hadi Selma artık kalkabilirsin demeden kalkmıyor. Önceleri aldırmadık. Baktık olmadı karşımıza aldık uzun uzun konuştuk anlattık. Ona evimizin bi kızı oldugunu, evdeki herkes kadar her şeye hakkı oldugunu... hiçbirisi fayda etmedi. Zamanla öfkelenip inadını kırmak için bazı taktikler uygulamaya başladık. Sofra hazır olunca gel o tur demedik, aç kaldıgı günler oldu. Ya da artık kalkabilirsin demedik saatlerce sofrada oturdu. Hadi artık uyu demedik , sabaha kadar koltukta öyle oturdu. Vicdanın yoksa söyleme...'
 Onunla yaptığım ilk seans dün gibi aklımda. Hal hareketleri dinlemiyormuş gibi ama tüm alıcılarını bana cevirdiğini hissettiğim tavırları.
- Biliyor musun ben seni çok sevdim
- ......
- Vallahi çok ciddiyim, çok sevdim.
- .....
- Ne güzel hiç konuşmuyorsun, diğer çocuklar gibi kafamı şişirmiyorsun .. Gözlerimin içine bakıp gülümsemesini saklamak ister gibi dudaklarını ısırarak başını salladı.
- Biliyor musun bazen çocukların hayatlarında bazı şeyler yolunda gitmiyor, benim işimse bunları yoluna koymak. Beni dinlediğini biliyorum .. hatta benimle konustugunu bile hissediyorum. Çocuklar benden yardım isterler, ben de onlara yardım ederim. Bu hep böyle oldu.
- .......
- Ama şu an işler değişti. Sana yardım etmeyi ben istiyorum. Eğer bana yardım edersen , izin verirsen seni susturan şeyin ne oldugunu bulurum. Gerçekten... inan bana...izin verir misin? Başını salladı! Evet başını salladı!
- Elimde bazı resimler var, o resimleri cocuklara gösteriyorum onlar da bana resimlerle ilgili hikayeler anlatıyorlar. Onlar bana hikaye anlatınca ben de onların mutlu olmasını sağlıyorum. Yani bütün sır hikayede. Biliyorum sen konuşmuyorsun. Ama hikaye anlatmak istersen, konustugunu kimseye söylemem. Bu ikimizin sırrı olur. Anlaştık mı?
Bir süre düşündü. Başını saga sola salladı. Evetle hayır arasında gidip geliyordu.Birden evet anlamına gelecek şekilde başını salladı. Karşımdaydı. ben ona resimler gösteriyordum o da bana hikayeler anlatıyordu. İşimiz bittiğinde ona çok teşekür ettim.
Anlattıklarını analiz etmeye bile gerek yoktu. O kadar saf, o kadar temiz, o kadar kendi hikayesini anlatmıştı ki... Selma!nın bilinçaltı karmakarışıktı.
İşte Selma'nın analizden geçmesine bile gerek bırakmayan, halasını dinlerken gözyaslarına boğan, beni analiz yaparken hıçkırıklara boğan hikayesi...
'Bir varmış bir yokmuş, bir zamanlar bir ülke varmış. Bu ülkede anne  babasıyla yaşayan çok mutlu çocuklar varmış. Çocuklar kardeş kardeş hep oynarlarmış, anne babaları onlara hiç kızmazlarmış. Bir gün bu çocukların annesi hastalanmış. Çocuklar çok üzülmüş. Ama kimse çocukların üzüldüğünü anlamamış. Anneyi hep hastaneye götürmüşler. İlaçlar vermişler. hem de acı acı ilaçlar. Anne, sırf çocuklarını yalnız bırakmamak için içmiş bütün o acı ilaçları. Çocuklara hep annelerinin iyileşeceği söylenmiş. Bir gün anneyi eve getirmişler. Çocuklar anne geldi diye çok mutlu olmuşlar. Anne hep yatakta yatmaya başlamış. Artık cocuklarına yemekler yapmıyormuş. Çocuklar çok üzülmüşler. Annelerinin yanında oyunlar oynamaya başlamışlar. Annelerinin yanında niye oynuyorlarmış biliyor musun ? Anneleri eğlensin diye. Ama babaanneleri hep kızıyormuş onlara. 'Gürültü yapıp durmayın. Anneniz zaten sizin yüzünüzden  hastalandı' diye. çocuklar çok yaramazlık yaptı diye anne hastalanmış meger. Çocuklar da anne iyileşsin diye onu eğlendirmek istiyorlarmış ama kimse anlamıyormuş. herkes çocuklarını azarlayınca anneleri de cok üzülüyormuş..
Birgün anne ölmüş. Herkes ağlamış. Çocuklar annenin neden öldüğünü anlamış. Yaramazlık yaptılar diye. Çocuklar evde babalarıyla yaşamaya başlamışlar. Bir gün anane gelip yemek yaparken, çocuklar gürültü yapmışlar. Anneanne onlara kızmış 'kızım sizin yüzünüzden hasta oldu. Hiç annenizin sözünü dinlemediniz hasta ettiniz kızımı. Sizin yüzünüzden de öldü. Sözümü dinlemeyip gürültü yapar, çok konuşursanız beni de öldürüp ortada kalacaksınız. Kim bakacak size?' demiş.
Bir gün Selma , babasıyla dükkanda oturuyormuş. Ablaları kardeşleri   amcalarına gitmişler. selma babasının yanından ayrılmak istememiş. Hiç gürültü yapmadan hep babasına yardım ediyormuş. Anneleri çocuklar evde yokken hastalanmış ya. Babası yalnız kalır hastalanır diye yalnız bırakmak istemiyormus. Babaları çocuklarını hiç kızmıyormuş zaten. Gürültü yaptıklarında bile.. Selma dükkanda babasına yardım etmiş, her yeri mis gibi yapmış.
Elleri de acımış biraz. Radyoyu açmış. Babasının başı ağrımış. 'Kızım kapat şunun sesini' demiş. Selma duymuş ama duymamazlıktan gelmiş. En sevdiği müzikler varmış. Babası biraz sonra eve gitmiş. İlaç alıp  elecekmiş. Gitmiş gelmemiş. Selmanın aklına hemen anneannesiyle babaannesinin söyledikleri gelmiş. Annesi zaten cocukların yaramazlıgı yüzünden ölmüştü ya. Selma çok korkmuş eve çıkmış. Babasını aramış. Odaya girince bi bakmış, babası bişeyler yapıyor. Selma çok korkmuş. Babası Selmaya 'git' der gibi işaretler yapmış. Selma gitmemiş. Babası yerde uyumaya başlayınca uyandırmaya çalışmış. Uyandıramayınca ağlamaya başlayıp komşuları çağırmış.
Sonra ev kalabalık olmuş. Selma kimseye söyleyememiş ama çok üzülmüş.. babası ' git ' dediği halde gitmemiş. Yine babasının sözünü dinlememiş. Eger gitseydi, müziğin sesini açıp babasının başını ağrıtmasaydı babası ölmeyecekti. Selma'nın yüzünden öldü. Akrabalar çocukları paylaşmışlar. Selma ablalarından ayrılmak istememiş. Küçük  kardeşini de çok seviyormuş. Halası yanına gelip 'kızım sen artık benim kızımsın bizimle yaşayacaksın' demiş Selma çok mutlu olmuş. Öyle mutlu olmuş ki, halasını çok seviyormuş, istediği zaman kardeşlerime götürürler, diye düşünmüş.. Halasının evine gidince 'artık bunlar benim yeni anne babam' demiş kendi kendine. Ama birden korkmaya başlamış. 'Annemle babamı ben öldürdüm. Yaramazlık yaptım sözlerini dinlemedim. Yeni annemi babamı çok seviyorum. Ya onlara da bişey olursa ben ne yaparım.?' Sonra aklına bişey gelmiş. Gece ya tmadan önce yatağının başucuna oturup dua etmeye başlamış.
'Allahım .. ben çok yaramaz bir kızım. Annem babam benim yüzümden öldü. Halamlar çok iyi insanlar. Ne olur benim yüzümden onları da yanına alma. Eğer onları da alırsan ben kimin yanında kalırım? Ne olur Allahım bana yardım et. Hiç konuşmamam için bana yardım et. Ne zaman gürültü yapıp söz dinlemesem annem babam ölüyor. Hep susmam için bana  yardım et Allahım. Ne söylerlerse yapacağım, onlar söylemeden hiç bişey yapmayacağım... ne olur onları benden alma!..' O günden sonra Selma hiç konuşmamış. Gülmemiş. 'Eğer gülersem evde gürültü olur, başları ağrıyıp ölürler' diye korkmuş. Hep susmuş..
Hikayesi bitince Selma gözlerimin içine baktı ve ekledi;
'Biliyor musun? Hala her gece dua ediyorum. Allahım nolur konusmayayım, konusmamam için bana yardım et! Diye. Bazen çok mutlu oluyorum. O zaman çok korkuyorum sevinçten çığlık atarım da gürültü olur, annem ölür diye'  
O küçük bedeniyle ne kadar büyük bir görev üstlenmişti.  Kaçımız en konuşkan, en geveze çağımızda kendimizi susturmayı başarabiliriz ki? Kaçımız bir dondurma alındıgında bile sevinç çığlıkları atabilecekken, bu yogun duyguyu bastırıp susmaya devam edebiliriz ki? Kaçımız?
Bu kadar sevilmek... bu kadar değer verilmek...
 
Yapmayın ne olur... Çocuklarınızın küçücük omuzlarına, AĞIR yükler yüklemeyin. Onların akılları da BÜYÜK, yürekleri de KOCAMAN... Ne olur başınız da ağrısa, bir bardak da kırılsa, eşinizle de kavga etseniz; demeyin... Zaten aslında hiç biri çocuğunuz yüzünden değildir.
 Aslında hiç bir şey, hiç bir zaman, bir başkası yüzünden değildir, kendimizizdir, bir durumu istemediğimiz bir sonuca doğru yönlendiren.
Ama bunu bilmektense, itiraf etmektense, bir başkasını suçlamak hep daha kolay gelir.  
'Senin yüzünden!' demeyin çocuklarınıza...
Hele hiç bir zaman 'Senin sayende' demiyorsanız, 'senin yüzünden' de demeyin hiç bir zaman.
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
« Son Düzenleme: 09 Eylül 2009, 00:32:43 Gönderen: Yusufbar »
Kayıtlı

GÖZLER KALBİN AYNASIDIR


12 Eylül 2009, 15:59:46
SahMeRaN

Ölüm Yıldızı

*





Üye No : 291

Yas : 41

Cinsiyet : Bayan

Nerden : Almanya

Konu  : 147

Mesaj : 3392

Rep Puanı : 854
Çevrimdışı
« Yanıtla #53 : 12 Eylül 2009, 15:59:46 »

Cok anlamli ve güzel bi paylasim emegine saglik yusuf
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Twitter Ekle Google Ekle Yahoo Ekle Del.icio.us Ekle Stumbleupon Ekle Technorati Ekle Digg Ekle Furl Ekle Newsvine Ekle Reddit Ekle Linkedin Ekle Friendfeed Ekle
Kayıtlı

Ihanet Ederek Yasayanlar,Ödedikleri Faturanin Bedelini Göremezler..
Sayfa: 1 ... 6 7 [8]   Yukarı git
Yazdır
GoogleTagged

Gitmek istediğiniz yer:  

 Ara

 Forum İstatistikleri
Yeni mesaj varToplam Mesaj Sayısı: 31123
Yeni mesaj varToplam Konu Sayısı: 6285
Yeni mesaj varToplam Üye Sayısı: 13344
Yeni mesaj varSon üye: sdlfjsal
 Reklamlar
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
Image Hosted by YarindanSonra.Net
 Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
 Desteklediklerimiz
BEKAR MEMURLAR
TARİHİ GERÇEKLER
RADYO AŞK TRENİ
SAMSUN HABER
SamsunLife.Net
OKULDAYIZ BİZ
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
DOST SİTE EKLE
REKLAM VER
yarindansonra.net Komedi Arama motorlarina kayit, sunucu barindirma, co location, co-location, kiralik sunucu, sunucu kiralama
|Site Map | Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | GoogleTagget | Etiket | Url List |
Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
WarLoRD: YarindanSonra NeT ve YarindanSonra Com İş Birliği İle Hazırlanmıştır.
Bu Sayfa 0.102 Saniyede 31 Sorgu ile Oluşturuldu